TÜRKİYE NEREYE GİDİYOR?

11 Mayıs 2011 tarihinde tüm Avrupa’yı İstanbul’a davet ediyorsun,

adı İstanbul olan uluslararası bir sözleşme hazırlayıp,  ilk imzayı da sen atıyorsun.

Bu sözleşmeyi iç hukukun bir parçası haline getiriyorsun,

ve bir gece yarısı herkes uykuda iken, bir kararname ile sözleşmeden çekiliveriyorsun.

2011 yılında imzaladılar, 2021 yılında çekildiler…

Sanki o zamanlar bunu imzalayanlar başka ülkede yaşıyorlardı.

Uluslararası bir sözleşmede sözleşmeye adını veren ülkenin çekilmesi sanırım ilk defa yaşanıyordur.

78 günde 77 kadının katledildiği bir ülkede alınan karara bakar mısınız?

Kadınların tabutuna son çivi de çakılmış oldu!

Ya o gün attığınız imza yanlıştı, ya da bugün çekilmeniz yanlış.

Deveye sormuşlar ‘boynun neden eğri’ diye, deve ‘nerem doğru ki’ demiş ya o hesap.

İktidar sürekli kendi verdiği kararlarla çelişmektedir!

Öve öve bitiremedikleri kadını koruyan sözleşme, tek kalemde kaldırıldı.

Nabza göre şerbet veriyorlar.

O gün Avrupa Birliği önünde taklalar atılırken, bugün cemaatlere mavi boncuk dağıtılıyor.

Dinci güruh zafer kazanmışçasına, hırıltılı gırtlaklarıyla ‘Allahuakbar’ diye bağırıyorlardı sosyal mecralarda.

Dilipak, durun daha bitmedi diyerek göbek atmış gazetedeki köşesinde

Neymiş efendim, toplum ve aile yapımız için zararlıymış!

Zararlı olan İstanbul Sözleşmesi değil, sizin karanlık Ortaçağ zihniyetiniz!

Kadını eşit görmeyen, köle ve cariye olarak gören erkek egemenliğinin tescilidir bu!

İktidarın kadına şiddeti önleme konusunda samimi olmadığını bir kez daha anlamış olduk.

Hem de iktidarları döneminde kadına şiddet yüzde 1400 artmışken,

cemaatlerin, tarikatların istediği yapmak hangi aklın ürünüdür?.

Bu saatten sonra ne denilebilir ki, Allah kadınlarımızın yar ve yardımcısı olsun!

Zira bu ülkede kadınlar artık iyice Allaha emanet yaşayacaklar!

AKP iktidarda kalabilmek için aşırı milliyetçi ve İslamcı çevrelerin tüm isteklerine boyun eğer hale geldi.

Çünkü ellerinde kala kala bunlar kaldı.

Bir de evlenme yaşını da 13-14'e çekerlerse seçim garanti.

Ayrıca AKP imzaladığı kıytırık bir sözleşme yüzünden iktidardan mı olsun?

Gerçekten bu ülke koskoca bir kadın mezarlığı haline geliyor, gelecek!

Muhalefet ne diyor bu olanlara?

‘Anayasa’dan laikliği kaldıracaklarını sanmıyorum’ diyen Kılıçdaroğlu,

‘Meclis’in yaptığı yasa, Cumhurbaşkanı kararnamesi ile kaldıramaz!’ diyor.

Lan gardaş, adam yasalarda olsa da, olmasa da uymayacağım,

uygulamayacağım diye iptal ediyor, sen hala kaldıramaz diyorsun.

Hakikaten siz neyin kafasını yaşıyorsunuz?

Rejim değişti, eksen değişti, mutlu sona ramak kaldı farkında değil misiniz?

Kadının değerinin olmadığının anlaşılması için sözleşmede kalınmış veya çıkılmış olmanın bir önemi yok!

Ülkenin bu iktidarla geçen her gün daha geri dönülemez bir noktaya gittiğini görmüyor musunuz?

Eliniz kolunuz bağlı şekilde, mabadlarınızı o sevdalandığınız koltuklarınızdan kaldırmadan önümüze sandık gelecek diye bekleyin siz!

‘Geçti Bor’un pazarı sür eşeğini Niğde’ye’ veya ‘atı alan Üsküdar’ı geçti’ derlerse hiç şaşırmayın.

Tek adamın bir gece yarısı operasyonu ile aldığı karara,

demokratik demokratik yorumlar yapmak anca sizin gibi edilgen muhalefete yakışırdı.

Ama 15 Temmuz’da ‘demokrasi’ için sokaklara çıktılar filan diyerek de renklendirin bu duruşunuzu.

Belki o güruh vicdana gelir de size oy verir iktidar olursunuz.

Ha bir de gündem değiştiriyorlar ayakları yaparsanız muhalifliğinizin tadından yenmez.

Sevsinler sizin değiştirilen gündemlerinize!

‘Meclis’in yaptığı yasa, Cumhurbaşkanı kararnamesi ile kaldıramaz’ özgüvenine bak!

Değirmeni sel götürüyor, muhalefet hala kapının şakşağında.

Laiklik düşmanı Ayasofya imamı bile siyasete sizden daha iyi ayar veriyor.

Yazık, tencerede yavaş yavaş haşlanan kurbağalar gibisiniz!

Son bir-iki hafta içerisinde yaşadığımız olaylara bir bakın!

Ömer Faruk Gergerlioğlu’nun milletvekilliği düşürüldü,

üçüncü büyük parti HDP’ye kapatma davası açıldı,

Gezi Parkı İBB’den alınarak vakıflar genel müdürlüğüne devredildi,

Gecenin bir vakti daha 2-3 ay önce atadıkları Merkez Bankası Başkanı görevden alındı.

Türkiye, İstanbul sözleşmesinden AKP’li liderimizin kararnamesiyle çekildi.

İnsan Hakları Eylem Planı, Yargı Reformu Strateji Belgesi hazırlanıyor,

Adalet Bakanlığı olarak İHD Başkanı Öztürk Türkdoğan’ın görüşlerine başvuruluyor,

sabaha karşı aynı Türkdoğan gözaltına alıyor.

Avrupa'ya, Amerika'ya, yabancı sermayeye şirin gözükmek için,

reform masalları anlatırken oluyor bütün bunlar.

AKP’li liderimiz daha dün Avrupa'ya yönelmekten, 2053 vizyonundan filan bahsediyordu.

Bu sözleşme insan haklarının ta kendisiydi.

Çok yakında yaptıkları eylem planıyla birlikte İnsan hakları sözleşmesinden de çıkarız.

Tüm bunlar gündemin kendisidir, gündem değişikliği tabiri muhalefetin tepkisizliğinin bir göstergesidir.

Tepkisizliğin kılıfıdır.

Hala ‘bekleyelim dolar 10 lira olsun kendiliğinden gidecekler, ilk seçimde iktidarız’ kafasındalar.

Tüm bu yaşananlardan sonra hala adaletli bir seçimle iktidar değişiminin gerçekleşeceğini düşünüyorsanız,

bu ülkeye de bu ülkenin insanlarına da yazık edersiniz.

Toplumsal muhalefeti tek bir yerde birleştirmediğiniz, güçlendirmediğiniz sürece,

sizin de şuan ki iktidardan zerre farkınızın olmadığını görecek bu millet.

Koskoca bir ülkede her şey bir adamın keyfine göre şekillenirken,

bu pısırıklığınızla hiçbir şey yapamadığınız için gelecek nesillere hesap vereceksiniz!

Bindik bir alamete, gidiyoruz kıyamete, siz hala yapamazlar edemezler deyin durun.

Her şeyi tek bir kişi yapacaksa 600 tane milletvekili ne ise yarıyor?

Boşaltın meclisi, dönün sineyi millete de bari geniş geniş takılsın dünya liderimiz.

Hepiniz suçlusunuz, en azında suç ortağısınız!

İktidarın yarattığı bu canavar, hepimizi yutacaktır.

İdeolojik saplantılarına kurban edecekleri yeni bir ülke tasarlanıyor.

Son günlerde biraz daha Araplaştık, biraz daha Ortadoğu bataklığına saplandık.

Benim merakım AKP’yi iktidara taşıyan kadınların ne düşündükleri?

İçlerinde İstanbul sözleşmesi’ni iptal etti diye AKP’ye oy vermeyecek olanlar var mıdır?

Ya herru ya merru diyerek tüm tuşlara birden basıyorlar.

Ne demişti Yaşar Kemal?

‘Bu ülkede 4 şey olmayacaksın, kadın, çocuk, ağaç ve sokak hayvanı’

Hiçbir şey bir anda olmadı, kaleler birer birer yıkıldı, tepkiler ölçülerek adımlar atıldı.

Burada bir sözleşmeyi kaldırmaktan çok bir fikri daha yıkmanın hazzını yaşıyorlar.

Bunun bir tık ötesi, kadınlara verilen seçme ve seçilme hakkının da gasp edilmesidir..

Türkiye'de olan da budur ve farkında olmadığımız bir süreç işliyor,

Avrupa Birliği’ne giriş hayali satarak milleti kandırdılar ve Türk siyaset tarihinin en parıltılı dönemini geçirdiler.

Bugün sıra Arabistan standartlarında bir toplumsal yaşam hayalini satmaya geldi.

Siyasal İslam ve ırkçı milliyetçilik evliliğinin meyveleri böyle birer birer toplanacak.

Parti kapatma ile milliyetçi cenaha, ardından İstanbul Sözleşmesinden çark ederek muhafazakar cenaha şirin göründüler.

Bu arada Diyanetin bütçesi de arttırılmalı ki bol bol kadınlara fetva versinler..

İstanbul Sözleşmesi 2011 yılından beri tam olarak uygulanmıyordu ama uygulanması için amansız bir mücadele vardı.

Bu yaşananları gündem değişikliği zannedenlere, laiklik giderken sanmıyorum diyenlere,

meclis kararı kararname ile kaldırılamaz, ilk seçimde gidiyorlar diyen muhalif tayfaya şu uyarımı yapayım.

Gece siz uyurken meclisin aldığı ve anayasaya aykırı şekilde bir kararı kaldıranlar,

gene bir gece vakti siz uyurken partileri kapatıp meclisi feshederse ne yapacaksınız?

Yapamaz mı sanıyorsunuz?

Salı şovlarınızda ‘Böyle bir şey olabilir mi ya?’ dediğinizi duyar gibiyim.

Kadın haklarına yönelik bir can simidi iptal edildi..

AKP iktidarının ‘ileri demokrasi’ yaldızları döküldü, gerçek yüzleri ortaya çıktı.

Affedersiniz, halk arasında böyle durumlar için söylenen şöyle bir söz vardır,

‘dışkı ile yapılan idrarla yıkılır’ diye kibarca yazayım.

Başta kadınlar olmak üzere herkesin bu zulme tepkisiz kalmaması,

boyun eğmemesi gelecek saldırıların önlenmesi açısından önemlidir.

Sonuç olarak kadın cinayetlerinin politik olduğunu görmüş olduk.

Çünkü kadın cinayetleri sadece katil ve maktul arasında geçen bir fiil değildir.

İstanbul Sözleşmesi yaşatır dedik ama İstanbul Sözleşmesini yaşatamadık!

İstanbul Sözleşmesi yaşamalıydı…

Katilinin adını kendi kanıyla yerlere yazan kadınların günahı, vebali siyasetçilerin boynundadır.

Hoş kalın, İnançla ve Dirençle kalın!

Kemal ÖZCAN-21/03/2021

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Kemal Özcan - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haber Milas Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haber Milas hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Haber Milas editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Haber Milas değil haberi geçen ajanstır.



Anket Milas'ta, 2021 yılında doğalgaz altyapısının tamamlanacağına inanıyor musunuz?