‘2020 DAHA İYİYDİ’ DEMEMİZE AZ KALDI

‘Bakın salgının olduğu bir dönemde kongre yapıyoruz, salon lebalep dolu’

Maşallaaah, Barekallaaah!

Tükenmekte olan bir iktidarın, kendisini güçlü gösterme gazlamaları bunlar!

Pandemide lebalep kongre yapmakla böbürlenen anlayışa tebrik ediyorum,

en sonunda başardınız diyerek yazıma başlamak istiyorum!

Sağlık Bakanı ‘kongreleri gündemde tutmanın kimseye faydası yok!’ derken,

aslında lütfen benim başımı ağrıtmayın, bu mevzuyu kapatalım gitsin demek istiyordu.

Maskeyi bileğine geçirerek, iki elinin parmaklarıyla Rabia işaretini gözümüze soka soka,

otobüsün içerisinde göbek atarak kongreye giden kadını görünce,

hep birlikte AKP’li olursak virüse filan yakalanmayız diye düşünmüştüm.

Liderimiz AKP’lilerin dışında herkese, sokağa çıkmayı yasaklasın da, bu iş huzur içinde çözülsün!

George Orwell’ın dediği gibi ‘Partinin faaliyetleri dışında her şey yasak!’ olsun.

Lebalep şovlar bitti, sıra yasaklara geldi ama fedakarlık yine milletten bekleniyor.

Kongrelerde milleti kucak kucağa doldur, sonra da faturayı halka kes.

Yasaklar ve cezalar havada uçuşur artık.

Kongreler bittiğine göre kapatmaları, yasakları kaldığımız yerden devam edebiliriz.

Kongrelerden sonra harita kıpkırmızı oldu.

Tesadüf mü şimdi bu?

Türkiye boydan boya lebalep kırmızıya boyandı.

Sağlığımız tehlike altında, özgürlük desen yok, evlere tıkılıp kaldık, psikolojilerimiz bozuk,

eğitim batmış, ekonomi yerlerde sürünüyor.

Aylardır beklediğimiz aşıdan da haber yok.

Taksit taksit gelen aşıyı olana kadar virüs karakter değiştirecek gibi.

Salgını bahane edip yıllardır özlemini çektikleri bir şeyi deniyorlar.

Salgında içki satışı yasaklandı, alkollü mekanlar kapatıldı…

Ramazan ayında tüm yeme içme mekanları da kapatılacak …

Ne hikmetse virüs sadece Ramazan ayında yayılıyormuş gibi her yer kapanacak.

Camiler hariç, Cuma ve teravih namazları için yüzlerce insanın camide toplaması virüsü yaymıyor,

ama kafelerin, lokantaların açılması yayıyor öyle mi?

Oruç tutanlar, kafelere, restoranlara gitmeyecekse, kimse gitmesin!

Oruç tutmayanlar dışarıda yemek yemesin, oruç tutsun!

Bu düpedüz bir dayatmadır, özgürlük kısıtlamasıdır.

Ramazan ayında okullar açıkken, kafe ve restoranların kapalı olması nasıl bir çelişkidir?

Ramazan başlayınca paket servisin varsa ona devam edeceksin, yoksa yine komple kapalısın!

AVM’ler açıkken kafeleri, lokantaları kapatınca korona duracak mı?

Yazık değil mi bu insanlara, aç kapa, aç kapa, dalga mı geçiyorsunuz?

Ramazan’da müşteri sayısı zaten az olacak, kapatmanın mantığı nedir anlamıyorum.

Küçük esnaf 3. kez kapanmayı kaldıramaz.

2 milyon kişinin istihdam edildiği bir sektör çok zor durumda.

Bu yasak sadece Ramazan döneminde konuyorsa, Ramazan’dan önce ve sonra lokantalar açık kalıyorsa,

bunun tek sebebi salgın olamaz diye düşünüyorum.

Ramazan’da zaten bir kesim oruçlu, lokantalara gidecek insan sayısı az olur.

Öyleyse Kırmızı, sarı, mavi ayırmaksızın neden böyle bir kapatma geliyor?

Bu kararın anlamı şu.

Ben oruç tutuyorum, tutmayanlar umurumda bile değil.

Oruç tutan vatandaşlarımız, restoranları açık görüp oruçlarını sakatlamasınlar diye,

oruç tutmayanlar da ne halt yerse yesinler diye düşünmedilerse ben bir şey bilmiyorum.

Esnaf daha belini doğrultamamışken, milyonlarca insanın durumu gerçekten vahim.

O sürekli büyüyen ekonominizden elde ettiğiniz paralarla bu insanların gerçek zararını karşılayın öyle kapatın!

İktidar halkı evde tutmak ve her türlü baskılama için salgın kılıfını kullanıyor.

Ramazan ayına özel lokanta-kafe yasağının salgınla açıklanabilir bir tarafı var mı?

Paşa gönlünüz öyle istiyor diye mi bütün bunlar?

Ayrıca ramazan ayı resmi olarak bir zaman dilimi değildir.

Yasama ve yürütmede ramazan ayı ibaresini geçirmek Anayasa’ya ve laikliğe aykırı değil mi?

Anayasa’da yer alan, ‘Türkiye cumhuriyeti, demokratik, laik , sosyal bir hukuk devletidir.’

cümlesindeki laik kelimesi, artık fiilen anlamını yitirdi, laikliğin sadece adı kaldı.

Çünkü iktidar Ramazan’da herkesi oruç tutmaya yönlendiriyor.

Bundan sonraki hayatımızda bu yaşam tarzından kurtuluş olmayacağını artık anlamamız gerekiyor.

Resmen halkın yaşam biçimine müdahale ediliyor.

Salgın kısıtlaması adı altında bazı fanteziler hayata geçiriliyor.

Hafta sonu marketlerin açık ama alkol satın almanın yasak olması ne ise,

Ramazan’da kapatma da tamamen budur.

Korona virüsün AKP kongrelerinden değil, alkolden bulaştığına inanan bir ümmetimiz var..

Tüm Ramazan ayı boyunca alkol satışını da yasaklayın tam olsun!

Yarın öbür gün biz provalarımızı yaptık, yeni normal artık bu derlerse hiç kimse de şaşırmasın.

Çocuk oyuncağı gibi oynadığınız şey insanların hayatı.

Bir yanda çalışıp evine ekmek götürenlerin, diğer yanda virüsten kendisini korumak isteyen insanların hayatları.

Bu yasakçı zihniyetin ramazan ayı boyunca kaç iftar yemeği düzenleyeceğini çok merak ediyorum.

Sadece sokakta yemek yemek serbest ise ramazanda ortaya çıkan sözde İslam fedailerinin iradeleri, nefisleri ne olacak?

Bu yasak sadece Ramazan dayaklarının sayısını arttırır.

Ramazan’da fellik fellik zinhar oruç tutmayan münafık arayan sözde İslam fedailerine gün doğdu.

Sıkıysa eline paketi al, bir köşede ye bakalım neler oluyor?

Restoran ve kafe sahiplerine bir tavsiyede bulunayım, kongre kararı alsınlar,

ticari hayatlarına siyasi parti gibi devam etsinler çünkü onlara yasak yok.

Aşı bulunalı aylar oldu, eğer aşılama yapılmış olsaydı, bugün o dükkanlar açılır, insanlar sosyal hayatlarına,

esnaflar gelirlerine kavuşurlardı, bir şey yapmadığınız için bugün bu yasakları konuşuyoruz.

Bu iktidarın derdinin salgın olsaydı lebalep gibi absürt bir kelimeyi öğrenmemiş olurduk.

Bakalım bu kararı alanlar lebalep toplu iftar yemeklerinde buluşacaklar mı?

Bütün bunların üstüne şaka gibi yastık altındakileri çıkarın bize verin filan diyorlar.

Yastıkların altında ne kaldıysa artık!

Bilim kurulu lebalep kongrelere tek bir kelime söyleyemezken, faturayı gene halka kesiyor.

Bilim kurulu mu, filim kurulu mu pek anlamış değilim?

Sayelerinde 2020 daha iyiydi demeye az kaldı.

Muhalefet ise her salı bizim bildiklerimizi bize anlatıp, ‘böyle bir şey olabilir mi ya?’

‘Buna müsaade etmeyiz, bunu yapamazlar!’ demek yerine,

hiç bir etkilerinin olmadığı meclisi terk edip ülkeyi seçime götürebilirlerdi.

Hollanda'daki Fransa’daki yasaklara karşı yapılan tepkilerin onda birini Türkiye'de görmedik.

Muhalefeti geçtim de işyeri sahiplerinin, esnafların hala seslerini çıkarmaması çok ilginç.

Bu ülkede insanlar niye bu kadar kör, sağır ve dilsiz?

 ‘Halk hükümetinden korktuğu zaman despotluk,

hükümet halkından korktuğu zaman özgürlük vardır.’ demiş Thomas Jefferson.

Evet bir korku ve algı imparatorluğu yarattıldı halkın üstünde.

Hakkını arayan, sesini çıkaran, iktidarı eleştiren herkese terörist muamelesi görüyor.

Bir haftadır vatansever bir partili olmaktan başka hiçbir özelliği olmayan bir ergenin trilyonluk servetini konuşuyoruz.

Hatta bu ergen burnuna çektiği beyaz tozun, pudra şekeri olduğunu söyleyince tüm parti kurmayları rahat bir nefes aldı.

Şu ifadeye bakar mısınız?

Trilyonluk zat geçmiş Audi’nin direksiyonuna burnuna pudra şekeri çekiyormuş.

Bunun parti ile ne ilgisi var canım, meselenin içinde şantaj var şantaj!

Böyle bir ifade Deniz Seki’nin aklına neden gelmemiş diye merak ettim?

Bütün yaşadıklarımıza muhalefet de en az iktidar kadar ortak.

Sosyal medyadan, televizyonlardan tepki verilmesi,  

bugünkü şartlarda dostlar beni alışverişte görsün demekten başka bir şey değildir.

Mevcut muhalefetle hesap soracağız diye kimse kendini romantik hayallere kaptırmasın..

Herkesin yaptığı yanına kar kalacak ve hatta kalıyor da zaten.

Kenan Evren’den bile hesap sorulamadı bu memlekette.

Kanal İstanbul’un, Montö’nün, Lozan’ın tartışmaya açılmasını, cemaatin parsellediği kurumları, irticanın TSK’ya girip girmediğini tartışıyoruz.

Bu arada iktidara da sesleniyorum, hazır devlet nişanından bile Atatürk kaldırılmışken,

böyle yavaş yavaş olmaz, lütfen ne yapacaksanız bir anda yapın geçin artık, sizde kurtulun bizde.

Batacaksak tam batalım, eğer düze çıkacaksak bir kere komple batalım gitsin.

Bir cümle ile özetlersek ‘korona bahane, siyasal İslam şahane.’ diyebiliriz.

Yalnız Nihat Hatipoğlu hocama bir sorum olacak.

‘Burnumuza pudra şekeri çekersek orucumuz bozulur mu hocam?’

Tarih bu günleri çok kötü yazaca ve bunun bir parçası olduğumuz için utanacağız!

Hoş kalın, İnançla ve Dirençle kalın!

Kemal ÖZCAN-30/03/2021

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Kemal Özcan - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haber Milas Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haber Milas hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Haber Milas editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Haber Milas değil haberi geçen ajanstır.



Anket Milas'ta, 2021 yılında doğalgaz altyapısının tamamlanacağına inanıyor musunuz?