KOYVERDİN GİTTİN BİZİ

Yazıma ‘Şair ceketli çocuk’ Kazım Koyuncu’yu anarak başlamak istiyorum.

Karadeniz’in hırçın çocuğu aramızdan ayrılalı 16 yıl oldu.

Kazım Koyuncu, kendi ifadesiyle solcu bir babanın solcu oğluydu.

Birçokları gibi politik fikirlerini gizleyerek kalabalıkların sevgisini kazanmanın peşinde değildi.

Kısacık bir hayatı olacaktı ve o bunun farkındaydı,

yaşadığı her dakika onun için çok önemliydi.

Kazım Koyuncu akciğer kanseri tedavisi gördüğü hastanede,

25 Haziran 2005 tarihinde 33 yaşında yaşamını yitirdi.

O sıcacık, hüzünlü ve kadife sesiyle koyverdi gitti bizi, etnik Karadeniz ezgileri öksüz kaldı.

Her ölüm erken ölümdür derler ya, senin ki çok erken oldu be gözüm!

Bu kadar direncin ve azmin sonucu bu olmamalıydı,

hayata bu kadar bağlı bir insan, bu kadar üretken ve değerli bir insan yaşamalıydı.

Nedense ben hangi sanatçıyı çok sevsem erkenden terk edip gidiyor.

Ahmet Kaya, Kıvırcık Ali ve daha niceleri gibi…

Bu illet hastalık Çernobil felaketi sonrası önlem almak yerine,

televizyonlar önünde şov yaparak çay içenlerin bir hediyesiydi ona.

Ukrayna'nın başkenti Kiev'in 130 kilometre kuzeyindeki Çernobil kenti,

insanlık tarihinin en korkunç çevre felaketlerinden birine sahne oldu.

Takvim yaprakları 26 Nisan 1986 tarihini gösterdikten az sonra insanlık tarihinin en büyük faciası yaşandı.

Çernobil Nükleer Santralinin 4 numaralı reaktörü patlamış, kapağı açılmıştı.

Radyoaktif yüklü bulutlar Avrupa ülkeleri gibi Türkiye’yi de etkisi altına almıştı.

Fakat siyasetçiler olayın boyutlarını milletten sakladılar, gizlediler.

Radyasyonun varlığını inkar etmiyorlardı ancak halka bunun zararlı olmadığı yönünde mesajlar veriliyordu.

Sanayi ve Ticaret Bakanı Cahit Aral’ın elinde bir bardak çay,

‘bakın ben içiyorum bir şey olmuyor. Siz de içebilirsiniz.’ dediğini hatırlıyorum.

Daha da pişkinleşerek ‘Türkiye’de radyasyon var diyenler dinsizdir!’ demişti.

Yazık, dini bu şekilde siyasete alet etmek hala daha prim yapabiliyor.

Başbakan Turgut Özal ise ‘Radyasyonlu çay daha lezzetli’ diyerek milletle resmen dalga geçiyordu.

Karadeniz’de toplanan fındıkları imha etmek yerine ilkokul öğrencilerine ücretsiz dağıtıldı.

130 bin ton çay tüm Türkiye’ye afiyetle içirildi.

Çernobil faciasında 750 bin kişinin dolaylı ya da dolaysız yayılan sızıntıdan radyasyona maruz kalıp, kanserden öldüğü söyleniyor.

Facianın etkileri nedeniyle kanser vakaları arttı, yüz binlerce çocuk sakat dünyaya geldi.

Yüzde 70'i Belarus, Ukrayna ve Rusya topraklarında yer alan 200 bin kilometrekarelik bir alan radyasyonun etkisi altında kaldı.

Kazanın olumsuz etkilerinin daha nesiller boyunca sürmesi bekleniyor.

Radyasyonun ulaştığı ülkelerde, 18 yaşından küçüklere önlem olarak iyot tabletleri dağıtıldığı söylenmişti.

Peki Türkiye’de böyle bir dağıtım yapıldı mı?

Hayır, ben duymadım?

Türkiye’de iyot yerine radyasyona maruz kalmış, fındık ve çay gibi tarım ürünleri dağıtıldı.

İlkokul öğrencilerine dağıtılan fındığın yanında muhtemelen akut zehirlenmeyi önlemek için de süt verilmişti.

İşin en üzücü tarafı ne biliyor musunuz?

Bir tane veli de çıkıp da çocuklarımızı zehirliyorsunuz dememişti.

O tarihten sonra Karadeniz bölgesinde kanser vakalarında çok ciddi artışlar oldu.

Amerika’nın ikinci dünya savaşında Japonya'ya attığı,

iki atom bombasının yaydığı radyasyonun tam 250 misli dünyaya salınmıştı.

Bu sızıntının yeryüzünden tamamen yok olması için 48.000 yıl geçmesi gerekiyormuş.

Tabi buna insanlığın ömrü yeterse.

Çernobil yıllar önce yaşanmış geçmiş bir felaket değildir, yıllardır yaşanacak ve yaşanmakta olan bir felakettir.

Eriyik halde bulunan reaktör çekirdeği şu an bile tehlike saçmaktadır.

Nükleer facianın yaşandığı reaktörün enkazı, radyoaktif sızıntıyı engellemek için 2016 yılında dev bir çelik kalkanla örtüldü.

Kazanın nasıl olduğuna dair çok fazla teknik detaya girmeyeceğim.

Santralın 4’üncü ünitesi 3 yıl önce daha testleri yapılmadan apar topar devreye alınmış,

o gün elektrik kesilmesi ile ilgili özel bir test yapılmak istenirken saat 01:23 sularında  bu kaza olmuştur.

Kazadan önce her şey normaldi.

İnsanlar ev, otomobil satın alıyorlar, tatile gidiyorlar yani hayat devam ediyordu.

Umutları vardı.

Ama o an geldi ve onlar için değerli olan her şey yok oldu.

İnsanlar tahliye edildi fakat tahliye sırasında evcil ve vahşi hayvanlar öldürülerek yakıldı.

Çernobil’de hayvanları öldürmekle görevli bir avcının anlattıkları içimi burktu.

‘Hayvanlar ölmediyse, sadece yaralanmışlarsa, inlerler, ağlarlar.

Onları kamyondan direkt çukura boşaltmıştık ama bu küçük fino eşelenmeye başlamıştı, tırmandı çıktı çukurdan.

Hiçbirimizde mermi kalmamıştı, işini bitirecek hiçbir şeyimiz yoktu, tek bir mermimiz bile.

Onu çukura geri ittik ve hepsinin üzerini toprakla kapattık, hala içim sızlar.’

İnsanlar bu kötülüğü kendisi yarattı ve o kötülüğün üstünü örtmek için de farklı kötülükler yaptı.

Evet Ruslar ikinci Çernobil Nükleer Santralini de bizim ülkemizde inşa ediyor.

Santral, Mersin'in Gülnar İlçesi Akkuyu bölgesinde 4 adet reaktör olarak inşa ediliyor.

Yapımı süren santral Yap-İşlet-Devret modeli ile Rusya tarafından yapılıyor.

1200MW gücündeki ilk reaktör 2023 yılında, tamamı ise 2026 sonunda devreye girmiş olacak.

Akkuyu Nükleer Santralinde üretilecek elektriği devlet 15 yıl boyunca normal satış fiyatının çok üstünde, 12,35 sentten alım garanti verilmiş.

Mevcut enerji üretim kapasitesinin ancak üçte birini kullanabilen bir ülke için gereksiz bir yatırım.

Çernobil faciasından sonra dünya ülkeleri nükleer santrallerini bir bir kapatırken, biz yeterli dersi çıkarmamışız ki nükleer santral yapıyoruz!

Çernobil felaketi olduğunda bile Türkiye, Mersin’de nükleer santral kurmak için yoğun bir çaba içindeydi.

İşte bu yüzden de dönemin yetkilileri, Çernobil’in etkilerini halktan gizlediler.

İlk başlarda çevreciler bölge halkıyla birlikte çok sert eylemler yapıyorlardı.

Bugün durumu idare edenlerin dışında pek nükleer karşıtı eylem yapan da kalmadı.

Dışa bağımlı Nükleer tehlikeyi düşünen yok artık, çünkü yerli kömürden enerji üretmek daha felaket.

Akkuyu Nükleer Santralı’nın herhangi bir kaza anında 6 milyon 333 bin 608 kişiyi etkileyebileceği söyleniyor.

Peki yeterli miktarda iyot tableti var mı? Yok!

Çernobil’deki gibi bir felaketin olmayacağının garantisi var mı? O da yok!

Hopalı Kazım Koyuncu facianın olduğu tarihte henüz 14 yaşındaydı.

Bir röportajında ‘Ben bir müzisyenim, ondan sonra biraz Karadenizliyim, ama hepsinin ötesinde ben bir devrimciyim.

Ve gerçekten doğru bildiğim bir şeyi en azından çok zorlanırsam ortaya koymaktan çekinmem’ diyordu.

Kazım Koyuncu’nun veda tadındaki duygu yüklü yazısını paylaşmak istiyorum.

‘Bu arada; hiç başımızdan eksik olmayan gökyüzüne, günün karanlık saatlerine,

ara sıra kopsa da fırtınalara, bir gün boğulacağımız denizlere, eski günlere,

neler olacağını bilmesek de geleceğe, kötülüklerle dolu olsa bile tarihe,

tarihin akışını düze çıkarmaya çalışan tüm güzel yüzlü çocuklara,

Donkişotlar'a,  ateş hırsızlarına, Ernesto ‘Çe’ Guevara'ya,

yollara-yolculuklara, sevgililere, sevişmelere, sadece düşleyebildiğimiz olamamazlıklara,

üşürken ısınmalara, her şeyden sıcak annelere, babalara ve tadını bütün bunlardan alan şarkılara kendi sıcaklığımızı gönderiyoruz.

Kötü şeyler gördük, Savaşlar, katliamlar, ölen-öldürülen çocuklar gördük.

Kendi dilini, kendi kültürünü, kendisini kaybeden insanlar, topluluklar gördük.

Yanan köyler, kentler, ormanlar, hayvanlar gördük.

Yoksul insanlar, ağlayan anneler, babalar, her gün bile bile sokaklarda ölüme koşan tinerci çocuklar gördük.

Biz de öldük.

Ama her şeye rağmen bu yeryüzünde şarkılar söyledik.

Teşekkürler dünya.!’

Sana da teşekkürler Şair Ceketli Çocuk, bizde seni gördük, senin türkülerini dinledik.

Ruhun Şad olsun!

Hoş kalın, İnançla ve Dirençle kalın!

Kemal ÖZCAN-31/03/2021

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Kemal Özcan - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haber Milas Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haber Milas hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Haber Milas editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Haber Milas değil haberi geçen ajanstır.



Anket Milas'ta, 2021 yılında doğalgaz altyapısının tamamlanacağına inanıyor musunuz?