ÖFKE DEĞİŞİMLE YOKEDİLEBİLİR…

              Öfke bir işarettir, hem de önemli bir işaret. Öfkemiz incindiğimizi, haklarımızın ihlal edildiğini, gereksinimlerimizin ya da isteklerimizin doğru şekilde karşılanmadığını ya da sadece, işlerin yolunda gitmediğini gösteren bir iletidir. Öfkemiz, yaşamımızdaki önemli bir duygusal sorunu ihmal ettiğimizi ya da ilişkimizde kendimizden ( inanç, değer, arzu ya da hırslarımızdan ) çok şey feda ettiğimizi gösterir. Öfkemiz, başa çıkabileceğimizden çok daha fazlasını yaptığımızı ya da verdiğimizi gösteren bir işaret olabilir.  Ya da öfkemiz başkalarının bizim için, kendi gelişimimiz ya da yeterliliğimiz pahasına çok fazla şey yaptıklarına dair bir uyarı olabilir. Tıpkı fiziksel acının elimizi sobadan çekmemizi gerektirdiği gibi, öfkemizin getirdiği acı da benliğimizin bütünlüğünü korur. Öfkemiz bizi, başkalarının hakkımızdaki tanımlama şekline “hayır” ve kendi benliğimizin isteklerine “evet” demeye yönlendirir.

           İnsanların öfkelerinin bilincine varmaları ve öfkelerini ifade etmeleri hep engellenmiştir. İnsanlar şeker ve baharat karışımıdır denir. İnsanlar besleyici, yatıştırıcı, uzlaşmacı kişilerdir ve batmak üzere olan gemilerin kurtarıcısıdırlar. Dünyayı hoşnut etmek, korumak ve yatıştırmak görevleri olmalı. İnsanlar tüm yaşamlarını bunlara bağlıymış gibi, ilişkilerini korumaya çalışmalıdırlar.

           Günümüzde diğer insanlara duydukları öfkeyi açıkça ifade eden insanlara kuşkuyla bakılır. Kadın ve erkek olarak eşitlik hedeflerine toplum hoşgörü gösterse bile “şu öfkeli insanlar” herkesi çılgına çevirebilir. Kahramanlar inançları için savaşabilir, hatta ölebilirler. İnsanlık içinse, kendi hakları adına kansız ve insancıl bir yenilik yapmak bile lanetlenmeye yeter. Öfkelerini dolaysız olarak ifade edenler cadı, şirret, dırdırcı diye nitelendirilerek lanetlenir. Kimse onlar gibi olmak istemez. Toplumumuzun yaratıp sistemleştirdiği dilimizin, insanlara duydukları öfkeyi açığa vuran bireyleri tanımlamakta kullanılan tek bir yerici sözcük bile içermemesi ilginçtir. Dilimizdeki “piç” ya da “orospu çocuğu” gibi sözcükler bile bireyleri lanetlemektense, suçu kadınların üstüne atıyor: anneye…

           Öfke duymaya ve öfkeyi ifade etmeye karşı tabular o denli güçlü ki, ne zaman öfkeli olduğumuzu bilmek bile pek kolay olmuyor. Öfkeler gösterildiğinde mantıksız biri olarak nitelenme, hatta daha da kötü nitelemelere maruz bırakabiliyor.

           Öfkeli insanlar başkaları için neden bu denli tehlikelidirler? Çünkü eğer kendimizi suçlu, baskı altında ya da güvensiz hissedersek, olduğumuz yerde kalırız. Sadece kendimize karşı eyleme geçeriz ve kişisel ya da sosyal değişim yaratma çabasında olmayız. Öfkeli insanlar hepimizin yaşamını sorgular. Öfkelenmeyi yenmenin yolu değişmek ve değiştirmekten geçer. Değişim, etkin bir şekilde değişim yaratmaya çalışanlar için bile, endişe verici ve güç bir iş gibi görünmektedir. Güç işleri başarmalı; değişmeyi ve değiştirebilmeyi öğrenmeliyiz.

 

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Osman Kara - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haber Milas Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haber Milas hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Haber Milas editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Haber Milas değil haberi geçen ajanstır.



Anket Milas'ın en tanınmış antik kenti sizce hangisi?