‘TÜM FARKI YARATAN EMEKTİR’

Amacım salgın döneminde 1 Mayıs ve Sendikal tavır üzerine bir yazı yazmaktı.

Dün İçişleri bakanlığının sosyal medya hesabından yayınladığı resimli bir mesajı dikkatimi çekti.

Mesajda aynen şöyle yazıyordu,

‘Bakanlığımız ile Türkiye Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu arasında,

Bakanımız Sn. Süleyman Soylu ve DİSK Genel Başkanı Sn. Arzu Çerkezoğlu tarafından,

2021 Afet Eğitim Yılı kapsamında Afet Eğitim İşbirliği Protokolü imzalandı.’

Altındaki resimde Arzu Çerkezoğlu ve Süleyman Soylu.

Buyrun burdan yakın!

Hani derler ya, düğün değil, bayram değil, eniştem beni neden öptü?

1 Mayıs arifesinde çok mu sıkışmıştı bu işbirliği protokolü?

1 haftadır, ‘1 Mayıs yasaklanamaz!’ açıklamasını yapmak isteyen onlarca insana,

şiddetle saldıran polise talimatı veren bakanın yanında sırtınız yere gelmez artık.

Diğer sendikalar protokolü imzalayalı iki ay olmuştu ama DİSK nedense geciktirmiş.

Kim bilir belki de bir taşla iki kuş vurmanın hesabını yapmıştı.

DİSK Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu ile İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun,

yan yana yaptıkları basın açıklamasını görünce,

1Mayıs ve Sendikal tavır üzerine yazacağım yazının çok anlamsız olacağını düşündüm.

Sınıf bilinciyle donanmış, büyük devrimci sendikacı başkanımız,

Süleyman Soylu’nun yanından devlet babamızı şöyle tarif etmiş.

‘Devlet aslında halkın örgütlenmiş halidir’

Vay be şu ideolojik duruşa bakar mısınız?

Sınıf bilincinin zirvesinde takva mertebesine ermiş.

Oysa biz devleti, bir sınıfın bir başka sınıf üzerindeki baskı ve sömürü aracı sanıyorduk.

Büyük devrimci başkan ‘AFAD ile protokol imzalarken Soylu ile de 1 Mayıs'ı ve işçi sorunlarını konuştuk’ demiş.

Peki neye karar verdiniz?

Geçen yıl olduğu gibi gene sosyal medya üzerinden bir ‘miting’ ve konser mi düzenleyeceksiniz?

Gene hedef Taksim deyip,  ‘Her Yer 1 Mayıs, Her Ev 1 Mayıs’mı diyeceksiniz?

Alanlardan salonlara, salonlardan balkonlara evrilen bir süreç.

Elbette ülkemiz deprem bölgesi ve bu konuda işbirliği tabi ki önemli.

1 Mayıs’tan arifesinde imzalanması şart mıydı bunun?

Siyasi iktidarın salgın bahanesi ile tüm 1 Mayıs’ları yasaklamaya çalıştığı bir ortamda,

ve her gün yüzlerce insan virüsten yaşamını yitirirken,

emekçiler işyerlerinde virüs kapmaya devam ederken, sizin yaptığınız iş mi?

Biz emekçileri aptal yerine koymak, aklımızla dalga geçmektir!

İşçilerin sorunları için bir araya gelemeyen genel merkez yöneticileri tam kadro gelmiş.

İçişleri bakanlığına ‘bakanlığımız’ diyen büyük devrimci başkanımız ve yönetimi,

ellerine tutuşturulmuş bir sözleşme ile Süleyman Soylu ile tam tekmil poz vermişler kameralara.

Devrimci başkanımız, protokolü bakanlıktan bağımsızmış gibi göstermeye çalışıp,

Süleyman Soylu ile ‘1 Mayıs'ı tartıştık demeye getirerek işin içinden sıyrılmaya çalışmış.

Aklı sıra şark kurnazlığı yapıyor.

1 Mayıs öncesi yapılan bu afet işbirliği ve yapılan açıklamalar manidardır.

Asıl afeti sendikal bürokrasinin o tırsak ve Oportünist karakterinde aramak lazım.

Sorunlarımızı Süleyman Soylu’mu çözecek?

Yani sorunu yaratan zihniyetle çözüm arayışı içine mi girdiniz?

Benden tavsiye, görüşmelerde sakın ola mikrofonu açık bırakmayın!

Buradaki asıl amaç DİSK yönetimi ile ‘işbirliği fotoğrafı’ servis ederek,

muhaliflerin direniş zeminindeki kırılganlığı artırmaktır.

Sakın ha, bu yazdıklarımdan diğer sendikaları kayırdığım anlamı çıkarılmasın.

1 Mayıs programlarını açıklasınlar, elbette onlara da bir-iki çift sözüm olacak!

Neyse, ben geleneksel hale gelen, 1 Mayıs’ın anlam ve önemini anlatarak devam edeyim.

Bundan tam 135 yıl önce, 1886 yılında Amerika’da 500 bin işçi,

8 saatlik bir iş günü talebiyle greve çıktı.

İlk defa siyah ve beyaz işçiler kol kola yürüdü.

İlginç de bir sloganları vardı.

‘Sekiz saat çalışma, sekiz saat dinlenme, sekiz saat canımız ne isterse!’

1886’da bir yazar Chicago’yu şöyle anlatıyordu.

‘Kesif bir duman bulutu, yolların, demiryollarının, kanalların kesişmesi,

hızla gidip gelen insanlarla dolu sokaklar, kudretli dolara adanmış bir abide.

İşte işçi sınıfı gelincik tarlası gibi olmuş, bu dolar abidesini sarsmaya başlamıştı bile.

4 Mayısta, Haymarket meydanında yapılan mitingde kalabalığın ortasına bir bomba atılır,

ve polis korkunç bir saldırı başlatır, polis işçilerin üzerine adeta kurşun yağdırır.

Rasgele açılan ateş sonucu, kurşunların hedefi olan 6 polis ve 10 işçi ölür ve yüzlerce işçi de yaralanır.

7 işçi önderi düzmece bir mahkeme sonucu idam edilirler.

1 Mayıs, emekçi halklar için bütün dünyada aynı anlamı taşır,

ve ezilen emekçi halklar aynı coşku ve kararlılıkla, emperyalistler tarafından gasp edilen hakları için,

gelecekleri için, ulusal onurları için, vatanları için, 1 Mayıslar’da meydanlara, sokaklara çıkarlar.

1 Mayıs, emekçi halklar ile halkların emeğini, geleceğini çalan,

ülkelerini işgal eden, halkların alınteri, açlığı,

yoksulluğu üzerinden saltanatlar kuranlar arasındaki savaşın meydanlardaki yansımasıdır.

Bu yanıyla bir irade çarpışmasıdır, bir mücadele günüdür.

Bu nedenle emekçiler 1 Mayıs günü geldiğinde sel olup alanlara akarlar.

1 Mayıs tüm dünyada İşçi Sınıfının Birlik Mücadele ve Dayanışma Günü olarak kabul görmüştür.

Ve birçok ülkede 1 Mayıs kutlamalarının yapıldığı özel meydanlar vardır.

Taksim meydanı’da böyle bir alandır.

Bu ülkede emekçiler, aynı 1886 Haymarket meydanındaki emekçiler gibi,

1 Mayıs 1977 günü İstanbul Taksim meydanında katledildiler.

37 insanımız canını verdi, Taksim Meydanı'nda.

Taksim 1 Mayıs Meydanı, adını döktükleri emekçilerin kanlarından alır.

Her yıl olduğu gibi bu yılda binlerce polis taşıyacaklar, meydanı bariyerlerle kapatacaklar,

Toma’lar, Kobra’lar, Akrepler, gaz bombaları ile sanırsın terörle mücadele yapacaklar.

Süleyman Soylu için daha dün binlerce insanla birlikte,

bir tarikat liderinin cenazesine katılmakta bir mahsur yok ama 1 Mayıs’a gelince yasak.

Arzu Çerkezoğlu, Süleyman Soylu’yu 1 Mayıs’a davet etti mi bilmiyorum?

Fena fikir değil hani, Taksim’e birlikte çıkarlardı.

Ünlü yazar John Locke, ‘Tüm farkı yaratan emektir.’ demiş.

Dünyanın her zerresinde emeğiyle fark yaratan işçi sınıfımıza selam olsun!

1 Mayıs, kapitalizmi yıkma, sömürüyü ortadan kaldırma ve işçi sınıfı iktidarını kurma hedefiyle kutlanmalı.

Çünkü O, devrimin şanlı yolunda ilerleyen halkların bayramıdır!

Sınıfa ait ne kadar değerimiz varsa hepsinin içi boşaltıldı.

Umudun yeniden yeşerdiği gün olan 1 Mayıs, işçi sınıfının kavga günü olmaktan çıktı.

Sadece işçilerin bayramlaşma gününe döndü.

Tıpkı 8 Mart’ta kadınların gün yapması gibi.

8 Mart’ın anlam ve önemini bilmeden, kadınlara sırnaşık sırnaşık mesajlar, çiçekler, böcekler, tektaş yüzükler.

Anlamsız anlamsız bir dünya romantik kutlamalar.

Cinsiyetçi, feminist grupların ışığında yükselen bir kadın hareketi. 

8 Mart’ın vıcık vıcık suyunu çıkardılar, 1 Mayıs’ında ruhuna Fatiha okudular.

Her yıl sektirmeden kutladığımız 1 Mayıs’ta,

emekçiler o alana tüm ihtişamıyla girerken içim içime sığmazdı.

Farklı etnik ve kültürel kesimlerden binlerce işçinin sınıf mücadelesinde yan yana gelmesi ne müthiş bir şey!

135 yıl önce siyahlarla beyazların kol kola girdiği gibi.

Çünkü emek bizim çimentomuzdur, en yüce değerimizdir.

Elle tutulan, gözle görülen bir pratiktir alanlarda olmak.

Şair Adnan Yücel’in bir şiiriyle bitireyim yazımı.

‘Ey her şey bitti diyenler.

Korkunun sofrasında yılgınlık yiyenler.

Ne kırlarda direnen çiçekler,

ne kentlerde devleşen öfkeler,

henüz elveda demediler.

Bitmedi daha

sürüyor o kavga ve sürecek

yeryüzü aşkın yüzü oluncaya dek!’

Dünyaya emeğiyle değer katan emekçilerin, 1 Mayıs Uluslararası Emek ve Dayanışma Günü kutlu olsun!

Sömürünün, zulmün, adaletsizliğin, ırkçılığın ve eşitsizliğin olmadığı bir dünya umudu ile, YAŞASIN 1 MAYIS!

Hoş kalın, İnançla ve Dirençle kalın!

Kemal ÖZCAN-24/04/2021

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Kemal Özcan - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haber Milas Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haber Milas hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Haber Milas editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Haber Milas değil haberi geçen ajanstır.



Anket Milas'ın en tanınmış antik kenti sizce hangisi?