GÜVERCİN TEDİRGİNLİĞİ

ABD başkanı Biden, 1915 olaylarını soykırım olarak nitelendirdi.

Ermeni soykırımı var mı, yok mu tartışmaları baydı artık.

Yüzyıldır bu konu tartışılıyor.

HDP’nin Ermeni asıllı milletvekili Garo Paylan,

Talat paşa'yı Hitler’le mukayese edip, Ermeni tehcirini gaz odalarıyla aynı kefeye koyunca,

Vatanın gerçek sahibi rolündeki büyük Türkçü Ümit Özdağ hemen atlamış,

‘Terbiyesiz tahrikçi adam. Çok memnun değilsen çek git cehennemin dibine.

Talat Paşa vatansever Ermenileri değil senin gibi arkadan vuranları sürdü.

Sen de zamanı gelince bir Talat Paşa deneyimi yaşayacaksın ve yaşamalısın!’

Hakaret ve tehdit içerikli zehir zemberek açıklamalar yapmış.

Türkiye’de zaten var olan bir nefret iklimine tuz biber ekmiş.

Yalnız şunu belirteyim, bu ülkede azınlık olmak başlı başına zor bir durum.

Ermeni olmak ise ayrıca zor.

Rum, Yahudi, Kürt, Alevi, Süryani olmak,  Ermeni olmak kadar kötü değil.

Türkiye’de Ermeni olmanın zorluğunu yaşayanlar bilir.

Mesela Ermeniler kendi orijinal isimlerini kullanmaktan korkarlar.

Birçoğu terör örgütü üyesi gibi kod isim kullanırlar.

Artin-Harun, Astik-Asker olduğu gibi, hatta kod adı Hacı olanlar bile var.

Vatandaşı oldukları, vergisini verip, askerlik yaptıkları ülkede, kod isim kullanmanın izahı var mı?

Böyle bir korkuyla yaşamak çok tuhaf değil mi?

Satmışım soykırımını filan!

İşin en kötü tarafı ne biliyor musunuz?

Türkiye dışından yaşayan Ermeniler, Türkiye’de yaşayan Ermenileri hainlikle, satılmışlıkla suçluyorlar.

Çünkü onlara göre bu ülkedeki Ermeniler, Türkiye’nin işbirlikçileri olarak Ermeni davasına ihanet ediyorlarmış..

Onlar Türkiye dışında yaşayan Ermenilere de kendilerini kabul ettiremiyorlar.

Velhasıl pasiftiler, teslimiyetçiydiler, Türklerin suratına soykırımı bir tokat gibi patlatmaktan aciz insanlardı.

Sözün kısası hem içerde hem de dışarıda işleri oldukça zor.

Bir de Ermeni olduğunu bilmediğimiz ünlüler var.

Türkiye’nin ünlü fotoğrafçısı Ara Güler’in Ermeni olduğunu bilen var mı aranızda?

Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel, ‘devlet sanatçıları’ listesinden,

Ara Güler’in ismini çıkarmasa kimsenin bundan haberi dahi olmayacaktı.

Ara Güler uluslararası üne sahip bir fotoğrafçımızdır, bu uluslararası ünüyle de Türkiye’yi temsil ediyordu.

Meğer, o da bir Ermeni’ymiş...

Irkçi bir faşistin kurşunlarına hedef olan gazeteci Hrant Dink’i zaten hepimiz biliyoruz.

Hrant Dink bir gazeteci olarak Türkiye’nin lehine çalışan biriydi.

Hatta dışardaki Ermenilerin, Türkiye aleyhine sürdürdükleri kampanyalara karşı mücadele ederdi.

Bir Türk’ten daha fazla mücadele ediyordu ama sonuçta o da bir Ermeni’ydi.

Hrant Dink, askerliğini yaptığı dönemde, tüm arkadaşları askerliğini çavuş olarak tamamlamışken,

Ermeni olduğu için kendisi çavuş olamamış, askerliğini er olarak tamamlamıştı.

Bundan çok derin etkilenmiş, çok üzülmüş, günlerce ağlamış.

Onu susturmak için yapılan linç girişimleri, mahkemeler ve ardından o kaçınılmaz katliam.

Tüm ülke isyan etti onun öldürülmesine.

Ağzıyla kuş tutsa o da bir Ermeni’ydi.

Katledildiği yerde uzanmış yatarken Hrant’ın sağ ayağındaki ayakkabının altını gördünüz mü?

Aklımdan hiç çıkmıyor, gördüğümde yüreğimi deldi, beni darmaduman etti.

O kadar göz önünde olan birinin ne kadar bizden olduğunun resmidir o delik ayakkabı!

Yaşam hikayesinin kısa bir özeti gibiydi sanki.

Kaçıncı yüzyılda yaşıyoruz, hala insanların etnik ya da dini kimliklerini saklaması utanılacak bir olay değil mi?

İnsanlık adına ve çağdaş, laik bir Türkiye adına utanç verici değil mi?

Sorsan yasak yok, baskı yapan yok derler ama,

ne hikmetse Ermeniler yıllarca isimlerini bile gizleyerek yaşamak zorun kaldılar bu ülkede.

Hrant Dink bu şekilde yaşamanın adını ‘Güvercin tedirginliği’ koymuştu.

Türkiye de yaşayan Ermeniler tıpkı Rumların Yunanistan’dan,

Yahudilerin İsrail’den gelmediği gibi bu topraklara Ermenistan’dan gelmemiştir.

Zira onlar bizzat tüm azınlıklar gibi Anadolu’nun kendisidirler.

Birine bir küfredeceğimizde veya aşağılayacağımızda kullandığımız tanımlamalar vardır.

Mesela ‘Gavurun Dölü’ deriz, ya da ‘Ermeni dölü..’

Bundan daha aşağılayıcı, daha faşistçe bir tanımlama yoktur!

Sanki insanlar milliyetini kendisi seçebiliyormuş gibi!

Ondan sonra Türk’üm, Doğruyum, Çalışanım…

Niğde’de bir şehit cenazesinde müftü sıfatı verilmiş Yüksel Kaymak adında bir zat dua ederken şöyle demişti.

‘Bu Ermeni p..lerinin dersini ulus olarak, millet olarak vermeyi bizlere nasip et yarabbi.’

Bu masum bir dil sürçmesi miydi, yoksa bilinçaltının dışa vurumumu?

Müftünün bu küfürlü sözleri söylediği yer bir cami avlusu.

Üstelik askerleri şehit edenlerin Ermeniler olmadığı çok açıkken!

Ermeniler olmadığı gibi, Kürtler de bu işin sorumlusu değillerdi.

Bu ülkede bir kadın bakan çıkıp mecliste Abdullah Öcalan için ‘Ermeni Dölü’ ifadesini kullanmıştı.

Daha sonra ‘Ben Türkiye'de yaşayan Ermenileri değil, genel olarak Ermeni ırkını kastettim’ diyerek özür dilemişti.

Bu kelime ağzınızdan çıktıktan sonra özrünüz kabahatinizden büyük olur.

Bu kadın bakan kimdi biliyor musunuz?

O gün İçişleri bakanı, bugün İYİ Parti genel başkanı olan Meral Akşener’den başkası değildi.

Tayyip Erdoğan başbakan iken 2009 yılında tarihe geçecek bir özeleştiri yapmıştı.

‘Yıllarca farklı etnik kimlikte olanlar ülkemizden kovuldu.

Bu aslında faşizan bir yaklaşımın neticesiydi’ dediğinde ayakta alkışlanmıştı.

CHP’liler ilk anda onun ne demek istediğini pek anlayamadılar da,

MHP’li Oktay Vural ‘Sevr dönemi özleminde misiniz? Bu millet tarihinin hiçbir döneminde ırkçı olmamıştır.

Başbakan, Orhan Pamuk gibi konuşmuştur!’ diyerek sert tepki göstermişti.

Aynı başbakan Hakkari’de ‘ Tek dil, tek millet; beğenmeyen çeker gider!’ deyince gene hunharca alkışlanmıştı.

Nerden baksan diz boyu tutarsızlık..

Milli Savunma Bakanı Vecdi Gönül ise 10 Kasım 2008’tarihinde,

‘Rumlar ve Ermeniler devam etseydi, bugün acaba böyle milli bir devlet olabilir miydik?’ diye soruyordu.

Bırakın soykırımı bilmem neyi, bu ülkede azınlık olmak,

gayrimüslim olmak, dahası Ermeni olmak başlı başına sorunun kendisi zaten.

Tarihe 1955 yılında 6-7 Eylül olayları olarak geçen olaylar var..

Selanik’teki Atatürk Evi’ne bir MİT ajanı marifetiyle attırılan ses bombasının ardından,

İstanbul ve İzmir’de gayrimüslimlerin ev, işyerleri ve ibadet yerleri tamamen yağmalandı ve tahrip edildi. 

15 kişi öldürüldü, 300 kişi yaralandı, 400’e yakın kadın tecavüze uğradı.

4 bin 214 ev, 1000 işyeri, 73 kilise, 1 sinagog, 2 manastır, 26 okul ile aralarında fabrika, otel, bar gibi yerlerin bulunduğu,

5 bin 317 mekan yakıldı, yıkıldı, yağmalandı, saldırıya uğradı.

Türkiye de azınlık olmak, Ermeni olmak gerçekten zor.

Bu ülkede Ermeni olmak, sürekli ‘ya sev, ya terk at!’ seçenekleri altında yaşamaktır.

Ama biz yaratılanı severiz, yaratandan ötürü.

Aslında Ermeni olunmaz, Ermeni doğulur bunu bilmiyoruz.

Bir de bilmediğimiz bunun gocunulacak, utanılacak bir yanı olmadığıdır.

Türkiye’de Ermeni olmak, bu bilince vardıktan sonra insan olmaktır,

doğru bildiğini göğsünü gere gere söyleyebilmektir.

Hrant Dink bir yazısında ruh halini şöyle tarif etmiş.

‘Evet kendimi bir güvercinin ruh tedirginliği içinde görebilirim,

ama biliyorum ki bu ülkede insanlar güvercinlere dokunmaz.

Güvercinler kentin ta içlerinde, insan kalabalıklarında dahi yaşamlarını sürdürürler.

Evet biraz ürkekçe ama bir o kadar da özgürce’

Türkiye’de ruhunu güvercin ürkekliğinde gizleyen bilmediğimiz çok Ermeni var.

Mesela ünlü ozan Ruhi Su’da Ermeni.

Bunu bile bu yazıyı yazarken öğrendim.

Atatürk’ün manevi kızı, ilk kadın savaş pilotumuz,

Sabiha Gökçen’in de Ermeni bir yetim olduğu iddia ediliyor.

Sinema oyuncusu Nubar Terziyan ismini saklamayanlardan.

Bir kere olsun kötü adam rolünde göremediğimiz nur yüzlü bir insandı.

İşin içine emperyalistler girdiği sürece soykırım tartışmaları son bulmaz.

Ermeni sorunun çözüleceği yer, Hrant Dink’in söylediği gibi yine bizim topraklarımızdır.

Hrant yaşasaydı Amerika’ya soykırım cevabını en sert biçimde verirdi,

ve bunun dünyada bir karşılığı olurdu.

Olmadı, onu koruyamadık, yaşatamadık, güvercin tedirginliği içindeki Ruhu Şad Olsun!

Hoş kalın, İnançla ve Dirençle kalın!

Kemal ÖZCAN-30/05/2021

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Kemal Özcan - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haber Milas Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haber Milas hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Haber Milas editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Haber Milas değil haberi geçen ajanstır.



Anket Milas'ta, 2021 yılında doğalgaz altyapısının tamamlanacağına inanıyor musunuz?