FERAYE İLE KAPUZ VEYA KIRKURGANLAR…

            Salgının ortaya çıkardığı sıkıntılardan alınan önlemler, anılara yöneltti. Yeni etkinlikler ve yabanıl uğraşları gerçekleştiremedikçe, dünde yapılanların anımsanması avuntum oldu.

             Derinliğini ölçmek için yöresi insanların, urganları birbirine bağlayarak sarkıttıkları kanyon etkinliği hemen anımsadığım etkinlik. Kırk urganı yöre insanları bir birine bağlayarak sarkıtmışlar, ancak kanyon tabanına ulaşamamışlar.  Urgan sarkıttıkları kayaların olduğu yöreyi ise şeklinden Kapuz diye tanımlamışlar. Kırk urganın yetmemesi Kırkurganlar, kaya yapısı ile derinliğinden Kapuz ve yakın olduğu ilçe nedeniyle Ula Kanyonu diye de tanımlanan kanyondaki etkinlikti unutamadığım. Tam orta yerinde Kapuz mevkiinde, büyük aşk Feraye’nin öyküsü yaşanmıştır. Kanyonun etkinliği bu yönüyle bir daha anlamlı. Öykünün anımsanması ile etkinliğin kalanı Feraye ‘ye yakılan ağıtların söylenmesi ile tamamlanır.

             Ne zaman Kapuz, Ula ya da Kırkurganlar etkinliği söz konusu olsa insanı bir başka heyecan sarıyor. Hafif yiyecekler, bol su, ip, iyi bir ayakkabı ile vazgeçilmez miğfer günler öncesinden hazırlanır. Sırt çantası kapının eşiğinde hazır duruma getirilir. Kanyon etkinliğinde, kullanılmayan tüm kaslar kullanıldığından tembelleşen hücrelerdeki yanan laktik asitlerin tatlı ağrısı bazen günlerce sürer. Etkinlikten sonra en uzun süre üzerinde konuşulan bir faaliyettir. Kış aylarında çok su olduğundan kanyona girilmez. Baharlarda ve yazın suların azalması ve bazı zamanlarda kesilmesi ile girilebilen bir kanyondur. Ayna yüksekliği üç yüz metre ortalamasındadır. Çoğunlukla gökyüzü görülmeden yürünür. Yan aynalardan taş veya sert maddelerin düşmesine karşı miğfer kullanılır.

            Muğla’dan Marmaris yoluna devamla, Muğla’dan 15 kilometre ve Ula’dan 5 kilometre sonra Kızılağaç Mahallesinin çıkışında, altı yüz metre rakımdan başlıyor güzellik. İlk üç yüz metresi yöre insanları şarlan diyorlar, bir şelaleye paralel dik bir çağşak üzerinden, kanyon tabanına iniliyor. Kanyon, tabanında kaya göçükleri, zaman zaman şelalelerden geçilerek yirmi kilometre boyunca devam edilerek, Yeşilova mahallesinin gömütlüğünde sonlanıyor. Kanyonun tam ortasında yani, onuncu kilometresinde Kapuz veya Kırkurganlar bölgesi ki; büyük aşk Feraye’nin öyküsünün yaşandığı yerdir, orada o ulu aşk anımsanır. Kalan on kilometresi ise olaya yakılan ağıtlar söylenerek geçirilir.

           Feraye aşkı anımsanırken tarih bilincimizde biraz zenginleşir. Aşkın bir tarafı Menteşe beylerine dayanır. Olay yerinde, kanyondaki anlatılanlara göre; Menteşe oğullarından Mehmed Beyin hovarda ve haylaz oğlu İlyas’ın canı, bir gün arkadaşlarından ayrı avlanmak ister. O av esnasında keçilerini otlatmakta olan Yörük kızı Feraye ile karşılaşır. Kızın güzelliğini yakından görünce şaşkına dönerek büyülenir İlyas Bey. Atından inerek, kızın yanına varır, kendini tanıtır. Yörük kızı Feraye, İlyas’ın Muğla’daki Menteşe Beyi Mehmed’in oğlu olduğunu öğrenince, onu keçi sürüsünün yakınında bulunan obalarındaki çadırlarına buyur eder. Feraye’nin davetini kabul eden İlyas, sırtındaki sadağını ve yayını atının terkisine asar, atının yuları elinde, Feraye ile birlikte yürüyerek çadıra giderler. Feraye İlyas’a çökelek, yufka ve yayık ayranı ikram eder. İlyas çökeleği ıslatılmış yufkaya sararak dürüm yapar, taslar dolusu yayık ayranıyla yemeye başlar. Bir yandan da güzelliğine vurulduğu yörük kızı ile evlenmeyi düşünmeye başlar. Ay parçası gibi olan kızın güzelliğinden kendini alamaz.

            Karnını doyururken Feraye’ye içini açar. Yörük kızı “Ben bilmem, anamla babam ne der?” diye yanıtlar. Ardından İlyas’ı dürümü ve ayranı ile çadırda bırakarak, obaya pek de uzak olmayan düzlükte, ot biçen anasına ve babasına koşturur. Onlara olup biteni anlatarak, anında onaylarını alır ve geri gelir. Çadıra geldiğinde atının yanında duran İlyas’a anasının ve babasının onayını aldığını muştular. İlyas sevinçle atına atlar : “Yakında anam ve babamla obanıza gelip, seni isteteceğim” der. Durmadan at koşturarak coşku ile Muğla’ya varır.

            Atını konağın kapısında seyise bırakır. Doğruca dertlerin ve sevinçlerin merkezi anasına varır. Durumu anlatır. Kızın güzelliğini ve büyüsünü tek tek tarif eder. Ancak anası, “Bey oğluna, bey kızı yakışır” der. Ancak İlyas tutturur yalvarır, yakarır. Anası oğlunun ısrarına dayanamaz kabul eder. Akşam konağa gelen Mehmed Bey de bilgilendirilir. Baba biraz dirense de ikna edilir. Ertesi günü İlyas’ı, anasını ve candarlarını da alarak yola çıkarlar. Feraye’nin Yörük obasına varırlar. Çadıra yakın ulu çam ağaçlarının altına kilimler serilir. Yayık ayranları ile araklar ikram edilir. Bu esnada keyiflerin tavan yaptığı bir anda Mehmed Bey konuya girer. “Bahçenizdeki gülü dermeye geldik, sizinle kardeş olmaya geldik” der.

             Beyinin bu sözüne, Feraye’nin babası ne diyebilir. Koskoca bey kendisinden kızını istiyor. “Bundan büyük onur mu olur” diye yanıtlar beyini. Hemen orada düğün için yapılacak hazırlıklar kararlaştırılır ve vedalaşılır.

             Akşam olur. Feraye’nin abisi oğlakları ve keçileri otlatmaktan gelir. Olan biten ağabeye anlatılır. Feraye’nin hırçın ağabeyi kim bilir nedense, bu işin olmayacağını söyler. Ve bildiğinden de vazgeçmez. Nal der, mıh demez.

              Feraye bakar çıkar yol yok. “Beni dipsiz kapuzun başından kaçırsın “ diye İlyas’a haber salar. Çeyizleri ile bohçasını en güzel develerine yükler ve İlyas’la buluşmaya, kapuz başına gider. Dipsiz Kapuzun başında İlyas’ı beklemeye başlar.

               Durumu fark eden abi, buluşma yerinde bekleyen kardeşini hançerler, delik deşik eder. Dillere destan güzelliği ile Feraye kız oracıkta ölür. Abisi yaptığından pişman olur, dipsiz kapuzun derin kayalıklarından kendisini aşağıya bırakarak intihar eder. İlyas bey buluşma yerine vardığında, çeyiz ve düğün bohçası yüklü deveyi kanlar içinde yatan Feraye’nin başında beklerken bulur.

               Bu acı sonlu öykünün anlatımından sonra Feraye ‘ye yakılan ağıtlar söylenerek, kanyonun kalan on kilometresi Çaydere de denilen Yeşilova gömütlüğünde son bulur.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Osman Kara - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haber Milas Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haber Milas hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Haber Milas editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Haber Milas değil haberi geçen ajanstır.

01

Osman Kara - Harika toprağım Eline diline sağlık nice yazılarını bekliyoruz yengeme ve yigene selamlar

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 01 Haziran 15:24


Anket Milas'ın en tanınmış antik kenti sizce hangisi?