GELİN HANIM

Meral Akşener, Netanyahu’danbahsederken ‘Erdoğan'ın İsrail versiyonu’ demişti.

Tayyip Erdoğan’da ona‘Filistin'in haritadaki yerini bilmeyecek kadar zavallıdır!’ diye karşılık verdi.

Akşener, ‘zavallılık, 'gideceğim' diye atıp tutup, 8 yıldır Gazze'ye gidememektir.

Zavallılık, Siyonist madalyasını boynunda gururla taşımaktır’ diye cevap verdi.

Dünya liderimiz250 bin liralık manevi tazminat davası açtı.

Bu arada yandaş kanallar, amigolar, figüranlarda boş durmadı tabi.

Ortadoğu ve Arap halklarının medarı iftarına nasıl böyle bir yakıştırma yapar?

Meral Akşener bu toz duman içerisinde kalktı,bir de Tayyip Erdoğan’ın memleketi Rize’ye gitti.

Esnaf ziyareti yaptığı sırada bir kadın yanına yaklaşarak şu soruyu sordu.

‘Başkanım PKK ile çalışıyorsunuz, hangi yüzle buraya geldiniz?'

Meral Hanım’ın cevabı ise gayet netti tabi anlayana.

‘Ayıp, ayıp be, megri megri'yi ben mi söyledim?

Osman Öcalan'ın mektubunu ben mi okuttum?

Haydi oradan!’

Çıkan arbede sonucu Meral Akşener gezisini yarıda keserek ilçeden ayrıldı.

Partili Cumhurbaşkanı,partisinin grup toplantısında,

siyaset tarihimizin en talihsiz açıklamalarından birini yaptı.

İyi Parti Genel Başkanı Meral Akşener’in Rizeİkizdere’de uğradığı saldırı ile ilgili.

‘Gelin hanıma Rize'de ileri gitmeden güzel bir ders verildi.

Daha neler olacak, neler, bunlar iyi günler.’

Herkesi kucaklaması gereken bir makamda oturanlar bu şekilde konuşamaz, konuşmamalı.

Gelin hanım nedir ya?

Muhalefet partisi liderine ‘gelin hanım’ mı denir?

Siyasetin de, devletin de çivisi çıktı.

Son günlerde lügatimize giren sözlere bir bakar mısınız?

‘Gelin hanıma haddini bildirmek!’

‘Bay Meral.’

‘Fosforlu Cevriye’

‘Karısının iç çamaşırının ardına saklanan aciz!’

‘Çocuk pornosu izleyen milyonlar var.’

‘Tasma takıp gezdirmek!’

‘Araba lastiğine işetmek!’

Çok çirkin ifadeler bunlar.

Millet kendi adaletini kendi sağlamaya kalkacak olursa vay halimize.

Yarın bir gün ümmet, sokakta hırsızlık yapanın elini kesip ‘güzel bir ders verdik!’ derse hiç şaşırmayın!

Kılıçdaroğlu’nu canlı canlı yakmaya çalıştıklarını unutmadık.

Muhalefet partilerin liderlerini linç etmek suç olmaktan çıktı herhalde.

Demokratik hukuk devletlerinde olmaz böyle şeyler.

‘Daha neler gelecek başına?’ dedikten sonra birine bir şey olursa sorumlusu kim olacak?

Şu an yapılmak istenen korku iklimi yaratmak.

Nerede o ‘sayın’ hitabını kullanan saygılı,seviyeli siyasetçiler?

Bu yaşıma kadar çok politikacı gördüm, dinledim ama ortamın bu denli gergin olduğu bir dönemi asla hatırlamıyorum.

Erbakan, Demirel, Özal, Ecevit asla böyle kin ve nefret dolu cümleler kurmazdı.

Tek adamlığın ve uzun yıllar iktidar olmanın getirdiği güç zehirlenmesinin dışarı yansımasıdır bu sözler.

Partili cumhurbaşkanlığı sistemi ülkeyi kaosa, karanlığa götürecek!

Arkadaş nedir bu toplumu sürekli germek, kutuplaştırmak, kin ve nefret tohumları ekmek?

Yangına körükle gidiliyor.

Davanızı açtınız, en sert şekilde tepkinizi de gösterdiniz yetmedi mi?

Bu söylenenler o kadar ayıp ki, ne yazacağımı bilemedim.

Sıradan vatandaşın biri söylese dersin ki cahildir olabilir.

Siyasette kullanılan dil böyle argo, bayağı olunca halktan ne beklenebilir ki?

‘Az bile yaptılar’ demek ne kadar çaresiz durumda olduğunu gösteriyor.

Yazık koskoca devlet başkanının üslubu buşekilde olursa millet ne yapsın?

Bir Cumhurbaşkanı bir siyasetçiye yapılan saldırıyı övmesi normal mi?

Cinsiyetçi, aşağılayıcı, tehditkar ve provokatif söylemler bunlar.

Meral Akşener'e sarf ettiği sözler çok kaba ve tehlikeli bir durumu teşvik eder niteliktedir.

Yeter artık halkı kutuplaştırdığınız.

Hadi ‘Gelin Hanım’ı anladık da, bir kadın siyasetçiye ‘Fosforlu Cevriye’ ve ‘Bay Meral’ demekteki kasıt nedir?

Bu cümlelerin Erdoğan'a karşı söylendiğini hayal edin,

inanın söyleyen kişi bir daha gün yüzü göremez!

Rize'de yaşanan linç kalkışması bir suç, Cumhurbaşkanının bu suçu övmesi değil, kınaması gerekiyordu.

Cumhurbaşkanı suçu ve suçluyu övme fiilini işlemiş olmuyor mu?

Meral Akşener'e de ders vermek, hizaya çekmek gerekiyorsa bunuRizelilerdeğil, yargının yapması gerekir.

‘Daha bu ne ki, az bile yaptılar’demekülkede muhalefeti temsil eden siyasilerin can güvenliğini tehdit eden,

ve ülkedeki linç güruhuna,  cahil, cühela takımına güç, cesaret ve yetki veren sözlerdir.

Siyasetçiler sokak kavgasıyla hesap soramazlar.

Siyasetçi kürsüde, sandıkta kazanır, sokak kavgasıyla değil.

Dünya liderimiz yıllar önce de çiftçinin anasını alıp gitmesini söylediğinde,

vatandaşının kız mı, kadın mı olduğunu bilemediğinde de yadırgamıştım.

Siyaset yapanlar çok tehlikeli söylemlerde bulunamazlar.

Çünkü imam yellenirse, cemaat altını pisler.

Umarım halk içindeki ayrışmayı daha da körükleyecek böyle açıklamalardan bir an önce vazgeçerler.

Öyle yüzlerce korumanın ortasında, çatılardaki keskin nişancıların gözetiminde dolaşarak,

siyasi rakibine ‘daha neler olacak, neler!’ demek kolay.

Unutulmasın ki, onların da can güvenliğini sağlamak iktidarın boynunun borcudur.

Bu sözleri Sedat Peker söylese mafya filan derdik, iktidarın desteğiyle konuşuyor derdik.

Cumhurbaşkanı söyleyince sözün bittiği yerdeyiz.

Sen AKP genel başkanı diye cevap veriyorsun,

O ise Cumhurbaşkanlığı zırhına bürünmüş olarak karşına çıkıyor.

Bir insana, bir kadına, bir siyasi parti liderine çirkin bir saldırı yapılıyor ve devletin başında olan kişi bu olayı destekliyor.

Bu şekilde devam edin, işte böyle böyle kaybolup gideceksiniz!

Ne demiş Üstat Nazım Hikmet?

‘Hak haksızlıktan yüce,

sevgi nefretten üstün,

aydınlık karanlıktan güçlüyse..

Çaresi yok usta…

Biz kazanacağız!’

AKP’li olmayanherkese nefret kusuluyor.

Siyasal İslam’ı ülkece zor yoldan öğreniyoruz ama öğreniyoruz.

Maçı çevirmeye çalışsalar da bu işin kazananı bu söylemler olmayacak.

Evet maalesef Türkiye’yi çok daha kara günler bekliyor.

Fakat bu ülke sahipsiz değil, hiç kimse de şah değil, padişah değil.

İktidar aleyhinde biri gak dese, milli iradeye saldırı oluyor, guk dese darbe teşebbüsü...

Olmayan imalara bile yaygara koparmanın derdindeler.

Ancak muhalefet liderlerine linç yapılmasında, yumruk atılmasında bir sakınca yok!

AKP Genel Başkanı olarak grup toplantısında,

‘dua et ki çok ileri gitmeden bir ders verdiler.

İkizdere yetmedi, bir de Çayeline gitti orda da zaten gerekeni yaptılar...

Bu daha bir, dur bakalım daha neler olacak neler, daha dur bakalım, bunlar iyi günler!’ dedi.

Yapılanı, hem meşru göstermiş, hem desteklemiş, hem de memnuniyetini belirtmiş.

Muhalefet bundan sonra gittiği her yerde çok daha dikkatli olmalıdır, her an her şey olabilir.

Gerçi muhalefet muhalefet olsa, siyaset yapma güvenliğimiz kalmamıştır deyip,

çoktan meclisi terk edip,sine-i millete dönmeliydi.

Ama ceylan derisi koltuklar çok tatlı.

Yaşadıklarımız artık mizahı yapılmayacak kadar ciddi ve üzücü.

Bu tür açıklamalar iç karışıklık çıkarmanın bile bir seçenek olarak görüldüğü anlamına gelir.

‘Dua et ki çok, ileri gitmeden bir ders verdiler’ demenin başka izahı var mı?

Neyse az daha sabredelim, hele bir sandık gelsin,

bu millet de size güzel bir ders verecek!

Bu günlerin tadını çıkarın.

Hoş kalın, İnançla ve Dirençle kalın!

Kemal Özcan-30/05/2021

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Kemal Özcan - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haber Milas Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haber Milas hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Haber Milas editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Haber Milas değil haberi geçen ajanstır.



Anket Milas'ın en tanınmış antik kenti sizce hangisi?