ÇOCUKLAR ÇALIŞIRKEN ÖLÜYOR!

Geçtiğimiz 12 Haziran Cumartesi günü sendikacı vekilimiz Süleyman Girgin’den,

öğleden sonra saat 15:21’de günün anlam ve önemini ifade eden,

‘Çocuk İşçiliğe Hayır!’ sloganlı bir mesaj geldi.

Ne kadar mutmain oldum bilemezsiniz?

İlk defa bir siyasetçi ülkenin en önemli bir sorununu seçmenleriyle paylaştı.

Ota boka mesaj atıp duran diğer siyasetçilere, vekillere ve yerel yöneticilere örnek olsun.

Slogan güzeldi de, sanki içerikte biraz sıkıntı var gibiydi.

Mesaj aynen şöyle.

‘Bir an gözlerinizi kapatın ve sadece 2 saniye boyunca 513 çocuğumuzu çalışırken kaybettiğimizi düşünün…

2013’ten bu yana en az 513, en az 513, en az 513 çocuğumuzu yitirdik…’

Sendikacı vekilimiz çocuk işçilikle mücadele konusunda,

sloganlı ve melankolik mesaj atmaktan başka meclise soru önergesi mi verdi,

yoksa kanun teklifi mi verdi bilmiyorum?

Muhalefet milletvekilleri, iktidar olmadan da bazı olumsuzlukların üzerine gidip halledebilir.

Geçmiş yıllarda bunun örnekleri çok.

 Bu mücadele gününün basında en az anneler günü, sevgililer günü ya da benzerleri kadar yer alması çok zor değil;  

12 Haziran dünyada ‘Çocuk İşçiliği ile Mücadele günü’ ilan edildi.

Sadece ilan edildi o kadar.

Anneler günü, babalar günü, kadınlar günü, sevgililer günü gibi…

O günlerde mesaj yağmuruna tutuluyoruz da,

Bugüne kadar ‘Çocuk İşçiliği ile Mücadele Günü’nde nedense mesaj atan olmuyordu.

Bir an gözlerimizi kapatıp 513 çocuğun ölümünü düşünmek…

Hem de 2 saniyede..

Bilmediğimiz melankolik bir beyne nakşetme yöntemi olsa gerek.

Belki de bazen görmek için gözlerimizi kapatmanız gerektiğini düşünmüştür.

Psikolojide beyin gözü yani zihin gözü diye bir olgu var.

‘İnsan gerçekleri sadece kalbiyle görebilir, en temel şeyi gözler göremez’ felsefesi..

Mesela gözlerinizi kapatın ve bir kumsalda yürüdüğünüzü, güneşin doğuşuna doğru ilerlediğinizi düşünün.

Aklınıza gelen görüntü ne kadar da nettir?

Uyuyamadığımız zaman koyunları saymak gibi bir şey.

Neyse lafı fazla uzatıp, asıl konuyu dağıtmayayım.

Çocuk İşçilikle mücadelede Türkiye çıtayı daha da yükseğe taşıdı.

Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı tarafından,

2018 yılı ‘Çocuk İşçiliği İle Mücadele Yılı’ ilan edildi.

Mücadele1 gün değil 365 gün sürecekti.

İlan edilen mücadele yılında bile en az 67 çocuk işçi yaşamını yitirdi.

Yaşamını yitiren 67 çocuğun neredeyse yarısı 14 yaşın altındaydı.

Oysa kanunen 14 yaşından küçük çocukların çalışması tamamen yasak.

2018 en fazla çocuk işçinin iş cinayetlerinde öldüğü bir yıl oldu.

Ayrıca 2018 yılında 8 yaşında ölen çocuk işçi bile var.

Bu ülkemiz adına bir utançtır!

Olmayan mücadelenin yüzyılı, yılı, ayı, günü olsa ne olur, olmasa ne olur?

Ne kadar program hazırlansa, istatistikler söylense ve referanslarda verilse, mesajlar atılsa da,

maalesef Türkiye`de çocuklar çalışırken ölüyor.

Denetlemedikten sonra sen ne ilan edersen et?

Çocuk işçiler en çok küçük yaşta çalışmanın yaygın olduğu tarım sektöründe ölüyor.

Çocuk işçilik olmazsa mevsimlik işçilik olmaz!

İnşaat sektöründe, madenlerde, küçük atölyelerde, tamirhanelerde, sokaklarda yitip gidiyorlar.

Trafik kazalarında, boğulmak, düşmek ve ezilmek suretiyle.

Çoğu çalışması kanunen yasak işlerde çalışırken hayatını kaybediyor.

Mesleki eğitim bahanesiyle çocuk emeği sömürülüyor.

Çıraklık ve stajyerlik ülkemizde en yaygın sömürü biçimidir.

Çıraklık ve stajyerlik yapan çocuklar, işçi sağlığı ve güvenliği önlemlerinden,

ve sosyal güvenlik korumasından uzak bir biçimde,

çoğu zaman yetişkinlerle aynı iş yaptırılarak çalışmaya mecbur bırakılmaktadır.

Türkiye`de çocuk işçilik, sermayenin ihtiyaçlarını karşılamak üzere biçimlendiriliyor.

Ülkemizde 2 milyon civarında çocuk işçi var.

Dünyada 5-17 yaş arası 170 milyona dayanmış durumda.

Türkiye`de çocuklar çalışırken ölüyor.

Kapitalist üretim biçimini değiştirmeyi hedeflemeyen mücadele anca gazımızı alır.

Vekillerimiz bilerek veya bilmeyerek kendi iktidarları döneminde bu ölümler son bulacakmış algısı yaratıyorlar.

Çünkü düzenle bir çelişkileri yok!

Halbuki iktidar değil, sistem değişmedikçe bu ölümler artarak devam edecek.

Maalesef böyle demokrat demokrat atılan düzen içi mesajlarla,

İkbal uğruna oy kaygısıyla mevcut düzenin bir anda değişmeyeceğinin hepimiz farkındayız.

Fildişi kulelerimizden çıkmadıkça, oturduğumuz yerden kalkıp, bir mum yakmadıkça bu düzen değişmez!

Mücadele etme arzusu ve samimiyeti olsun yeter.

Bizim gibi ülkelerde cehalet körükleniyor, çocukların hayalleri, gülüşleri, sevgileri ellerinden alınıyor.

İnsanca yaşamayı bilmeyen, düşünmeyen, sorgulamayan, biat eden bir nüfus yaratılarak saltanat sürdürülüyor.

En az 3 çocuk yapın, 5 çocuk yapın demenin başka izahı var mı?

Başta eşit ve kaliteli eğitim hakkı yok.

AKP döneminde çıraklık okulu adı altında zaten çocuk çalıştırmak hepten meşru hale getirildi.

Kendini savunmaktan acizlerin haklarını koruyamıyoruz.

Yaşar Kemal’in dediği gibi, ‘Bu ülkede dört şey olmayacaksın: kadın, çocuk, ağaç, sokak hayvanı.’

Nereye el atsak karşımıza insanlık suçu çıkıyor.

Kapitalizm her zaman işçiye, emeğe ihtiyaç duyar.

Sömürülecek emeğin ise maalesef yaşı maşı yoktur.

Çocukları patronlardan korumak mümkün mü?

Bizlere gelince, hepimiz biliyoruz ki, aldığımız birçok üründe çocuk emeği var.

Çocuk emeği var diye bu ürünleri almayalım diyor muyuz?

Demiyoruz!

Ne ilan edersek edelim, düzen değişmedikçe çocuk işçiler ölmeye devam edecek.

Geçirebilecekleri en büyük kaza top peşinde koşarken, ya da salıncağa binerken düşmek olan çocukların,

ellerinden alınan çocukluklarını kurtarmamız gerekiyor.

Sadece iş kazalarında yaralananları, ölenleri değil,

tacize, tecavüze uğrayanları ve öldürülen çocuklar için de mücadele etmeliyiz.

Çocuk iş cinayetlerinin en fazla yaşandığı iller Şanlıurfa, İstanbul, Gaziantep, Antalya ve Adana’dır.

Mevsimlik işçilik ve mülteciliğin en yoğun yaşandığı iller bunlar.

Tarihte çocukların çalıştırılmalarını yasaklayan ilk yasanın,

1396 yılında Venedik’te kabul edilmesi üzerinden 600 küsur yıl geçti.

Her üç çocuktan birinin sanayide çalıştığı Bolivya’dan bir örnek vermek istiyorum.

‘Madem çocuk işçiliğinin önüne geçemiyoruz, bari çocukların haklarını koruyalım’ dediler.

2009 yılında çocuk ve genç işçiler birliği (unatsbo) adında bir sendika kuruldu.

Sendikanın kurulmasından 5 yıl sonra 2014 Temmuz’unda,

Bolivya hükumeti çalışma yaşını 10’a indirerek, dünyanın yasal çalışma yaşı en düşük ülkesi oldu.

Türkiye bundan hiç geri kalır mı?

15 yaş olan çalıştırma yasağını 2015 yılında 14 yaşına düşürdüler.

Böylece çocuk işçi sömürüsünün derinleşmesi için yasal bir adım atılmış oldu.

Sendikacı vekilin dediği gibi, Türkiye'de son 8 yılda yaşanan çocuk işçi ölümlerinin sayısı ise en az 513 olarak kayıtlara geçti.

En az 513, en az 513 diye 40 defa tekrar edelim ki mücadele daha çetin olsun!

Ama gözleri kapatıp sadece 2 saniye düşünerek.

Dünyada çocukların çalışma yaşamı dışında tutulabildiği tek ülke Küba’dır.

Küba’da sosyalist üretim ilişkileri hakim.

Yani işletmelerde, fabrikalarda kar amacı güdülmüyor.

Kamu yararı gözetiliyor.

Sosyalizm çocuk emeğine gereksinim duymamaktadır ve çocuklar çocukluklarını yaşayabilmektedir.

Kapitalizmde çocuklar çalışırken ölüyor!

Onlar bizim geleceğimiz, geleceğimiz yok ediliyor.

‘Çocuklar çalışmasın, hayallerinin peşinde koşsun!’

temennisiyle bitiriyorum yazımı.

Hoş kalın, İnançla ve Dirençle kalın.

Kemal ÖZCAN-14/06/2021

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Kemal Özcan - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haber Milas Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haber Milas hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Haber Milas editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Haber Milas değil haberi geçen ajanstır.



Anket Milas'ın en tanınmış antik kenti sizce hangisi?