‘KİMSE KUSURA BAKMASIN!’

Kurbağa hikayesini bilmeyenimiz yoktur.

Kurbağayı kaynar kazana atarsanız, can acısının verdiği refleksle kendini suyun dışına atar.

Oysa, önce kazana atıp sonra suyu ısıtmaya başlarsanız,

yavaş yavaş ısınan suda kendini bekleyen sonu algılayamaz,

sıcağı hissettiği zaman ise çok geç olur.

Bizim sonumuz da aynı kurbağanın ki gibi olacak!

Ağır ağır alıştıra alıştıra geliyor, gelmekte olan.

Kabine toplantısı sonrası normalleşme açıklamaları beklerken şok olduk.

‘Kusura bakmasınlar, gece kimsenin kimseyi rahatsız etmeye hakkı yok!’ dedi.

Biz açılma beklerken, yeni kısıtlama geldi.

Liderimiz 24’ten sonra müziği yasakladı!

Virüsü tamamen ortadan kaldırmak için sabır ve duadan sonra atılmış en büyük adım denilebilir.

Artık Korona düşünsün!

Her şey serbest, müzik yasak!

Şöyle de denilebilir, ‘ülkede müzik hariç her şeyi çalmak serbest!’

Ülkeyi 84 milyon öğrencisi olan yatılı okula döndürdüler, müdür ne söylerse o yapılıyor artık.

Saat 12’de söndür ışığı, kapa müziği, sabaha karşı 120 desibellik ezan sesiyle fırla ayağa, doğru camiye.

Yatsı namazından sonra yatın, sabah ezanında kalkın!

‘Kimsenin kimseyi rahatsız etmeye hakkı yok!’

Tamam dışarı çıkabilirsiniz ama sakın sesinizi çıkarmayın!

Bu kararın salgınla filan bir alakası olduğunu zannetmiyorum.

Pandemiyi bahane ederek, insanların yaşamlarına müdahale ediliyor.

Artık bu ülkede gece hayatı ömür boyu yasaklandı diyebiliriz.

‘Kimse kusura bakmasın!’ cümlesinden sonra müzik yasağının kalıcı hale geldiğini anlıyoruz.

Herhangi bir otobüsle onlarca kişi yolculuk yaparak,

bir otele gidip bir sürü insanla aynı ortamda denize havuza ve yemek bölümüne girmek serbest,

metroya, trene, uçağa binip kalabalık ile yolculuk yaparak oradan oraya gitmek serbest.

Ancak müzik yasak!

Çok tehlikeli bir yola girdik.

AKP karanlığı çöktü üstümüze.

19 yıldır sanatla, sanatçıyla cebelleşen, sanata adeta savaş açmış bir anlayış var.

Tam olarak canım öyle istedi yasakları..

Tepki gösterilmezse bu keyfi kararların arkası gelir, gelecektir.

Sonunda asıl niyetleri ortaya çıktı.

Dünya liderimizin bu yasağı açıklarken ki yüz ifadesini gördünüz mü?

Ben irkildim doğrusu!

Türkiye'de gece hayatı ve eğlence sektörünün ruhuna Fatiha okuyordu.

Güya kimsenin yaşam tarzına müdahale etmezlermiş!

Zaten eğlence yerleri genelde kimseyi rahatsız etmeyecek yerlere yapılır.

Yoksa ruhsat vermezler.

Yönetmelik ve çeşitli izinler doğrultusunda açılıyor bu mekanlar,

hangi rahatsızlıktan bahsediyorsunuz?

Gördünüz mü konuyu salgından nasıl da rahatsızlığa getirdiler?

Pandemiyi fırsat bilip normal zamanda getiremedikleri yasaklar bunlar.

Sorun korona morona değil, ülkenin bir kısmının yaşam tarzıdır aslında.

Korona bahane.

Sanırsın ki Korona virüsü müziği duyunca coşup, ona buna atlıyor.

Yoksa virüs ses dalgalarıyla mı yayılıyor, kulaktan mı giriyor vücuda?

Size daha bilimsel bir tahminde bulunayım.

Mekanda müzik sesini bastırmak için daha yüksek sesle konuşuyorsun ya,

işte o an ağzından daha çok sıvı dışarı çıkıyor.

Bir de duymak için biraz daha yaklaşıyorsun ya işte bütün mesele bu.

Demek ki bir felaket daha yaşasak Cumhuriyeti tartışacağız gibi. 

Bunu yazın bir yere, bu yasak bir milattır.

Kantarın topuzunu iyice kaçırmaya başladılar.

2021 yılındayız, Türkiye işte böyle yönetiliyor.

Bu ülkenin savaşla kazanılmış özgürlüklerini yok ediyorlar.

Müziği, sanatı, eğlenceyi ‘milleti rahatsız etmek’ olarak yorumlamak sıradan bir şey değil..

Keşke turistler hariç deseydiniz, çünkü turistlerden döviz gelecek diye yapmadığınızı bırakmamıştınız.

Ayrıca sadece gece değil, günün hiçbir vakti kimsenin birbirini rahatsız etmeye hakkı yoktur.

Bırakın milletin eğlencesiyle uğraşmayı,

siz önce tacizi, tecavüzü, kadın cinayetlerini, yolsuzluğu, karanlık olayları,

mafyatik ilişkileri, uyuşturucuyu, milletin malına çökülmesini bitirin.

Eğer böyle tahammül sınırları zorlanırsa, insanlar yakında sivil itaatsizlik yoluna giderler.

Halkına 5 tane maskeyi dağıtamayan ama iban verip para isteyen bir iktidar,

kendisini pandemi mücadelesinin kralı zannediyor.

Kapanmaların, kısıtlamaların hangi saatlerde, hangi günlerde olduğunu hepimiz biliyoruz.

Ortada ahım şahım bir başarı yok!

Dükkan açar gibi ülkeyi hafta içi açıp, hafta sonu kapattılar.

Kasa tam takır, olması gereken 128 milyar dolar ortada yok.

Milletin bankalardan aldığı kredileri dahi destek miktarlarına katıp rakamları öyle açıkladılar.

Tüm dünyada işsizlik artarken, nedense bizde azaldı.

Lafa gelince süper ülkeyiz.

Hele bu yaz böyle geçsin, turizmden milyar dolarlar gelsin,

eylülde tekrar vaka sayıları artar, okullar açılmaz, kısıtlamalar, kapanmalar başlar, rahat olun siz.

Dünya liderimiz ‘kimse kusura bakmasın!’ dedikten sonra gelen cümle kanun yerine geçer.

Söz bitmiş, noktayı koymuştur.

Bütün dünya halkları gece 24’ten sonra müzikle rahatsızlık çekerken,

sayesinde biz rahat edeceğiz.

Artık Türkiye, kimsenin kimseyi rahatsız etmeye hakkı olmadığı,

gece eğlenmek isteyenlerin saat 24’te bal kabağına dönüştüğü bir ülkedir.

Böyle bir ayrıcalık dünyada çok az ülkeye nasip oluyor, kıymetini bilin.

Şaka bir yana, terörist diyecekler diye susup sabrettikçe, hayatımız elimizden kayıp gidiyor.

Anlayamadığım bir şey var, köyler mi köpeksiz kaldı yoksa taşlar mı bağlı?

Şöyle bir bakın etrafınıza, izlediğiniz kanallara, okuduğunuz kitaplara,

gittiğiniz okullara, Ayasofya’daki imama, 3-5 maaş alanlara, pudra şekeri çekenlere,

Venezuela peynirine, insanların kılık kıyafetlerine bir bakın!

En önemlisi laik demokratik Cumhuriyetin haline bir bakın!

Eskiden ‘Türkiye İran olmayacak!’ diye tepki gösterilirdi.

Bugün ‘Türkiye İran bile olamayacak!’ demek lazım.

Güçler ayrılığının bertaraf edildiği, tüm yetkilerin tek kişide toplandığı bir toplumda her şey olabilir.

İnsanlar çaresiz, insanlar perişan durumda.

100 yıl önce muasır medeniyetler seviyesini hedeflemiş ülkeyi ne hale getirdiler?

İlk seçimlerden sonra olabilecekleri söyleyeyim size.

Bu yasakçı zihniyet iktidardan gittiği gün,

milyonlarca insan sabahlara kadar müzik dinleyip, eğlenmezse,

milyonlarca insan sabahlara kadar dans etmezse ben bir şey bilmiyorum..

İşin özeti şu, bu zihniyet gönülden eğlenen insanı sevmiyor.

Riyakar ve yapmacık olanı seviyor.

Nazım Ustanın dediği gibi,

‘Onlar ümidin düşmanıdır sevgilim

akar suyun

meyve çağında ağacın

serpilip gelişen hayatın düşmanı

Sana düşman

bana düşman

düşünen insana düşman!

Vatan ki; bu insanların evidir.

Sevgilim, onlar vatana düşman

ve elbette ki sevgilim elbet

dolaşacaktır elini kolunu sallaya sallaya

dolaşacaktır en şanlı elbisesiyle işçi tulumuyla bu güzelim memlekette hürriyet!’

İş işten geçmeden, sonumuz kurbağa gibi olmadan uyanmalıyız.

Hoş kalın, İnançla ve Dirençle kalın!

Kemal ÖZCAN-22/06/2021

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Kemal Özcan - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haber Milas Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haber Milas hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Haber Milas editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Haber Milas değil haberi geçen ajanstır.



Anket Milas'ın en tanınmış antik kenti sizce hangisi?