BABALAR GİBİ SATARLAR!

Özelleştirme furyası Turgut Özal zamanında başladı,

Tayyip Erdoğan’la devam ediyor.

Özelleştirmeyi ilk duyduğumuzda sevimli gelirdi kulağımıza.

Zarar eden, devletin sırtında kambur olan kurumlardan,

yatan, vatandaşa kötü davranan memurlardan kurtulacağımız inancı hakimdi çünkü.

Ancak aradan geçen süreçte özelleştirilmeyen kurum kalmadı ve sonuç ortada.

Özelleştirme, sadece 'sosyal devlet'i değil, aynı zamanda 'ulusal devlet'i de yok etti.

Çoğunuz bilirsiniz, Kemal Unakıtan adında evlere şenlik bir Maliye Bakanı vardı.

2002 yılından 2009 yılına kadar AKP hükümetinde Maliye Bakanlığı yaptı.

Tayyip Erdoğan, Özelleştirme İdaresi Başkanlığı'nı, Başbakan Yardımcısı Abdüllatif Şener'den alarak,

Unakıtan'a bağlamasıyla özelleştirmenin de başına geçmişti.

İşte asıl çöküş o zaman başladı.

Devasa kurumları fütursuz bir şekilde elden çıkardı.

‘Ne banka bırakacağız, ne fabrika, ne işletme, liman da bırakmayacağız, hepsini satacağız!’ derken,

adeta şuurunu kaybediyordu.

Bir zamanların Seka Genel Müdürü Unakıtan,

Seka için ‘stratejik yermiş, ne stratejisi, önemli olan müşteri bulmak.

gece müşteri gelsin pijamayla çıkarım karşılarına, seviyorum bu işleri arkadaş!’

‘Babalar gibi satarım!’,

’Parayı veren düdüğü çalar!’ diye höykürüyordu.

‘Satıyoruz satıyoruz bitmiyor ne komünist bir ülkeymişiz?’ diye diye,

bu milletin alın terini sağa sola peşkeş çekiyordu.

Biz de ağzımız bir karış açık, pişmiş kelle gibi sırıtıyorduk.

Atatürk'ün 1933'te kurduğu Sümerbank'ın satılmasıyla ilgili olarak,

‘bu milletin aklından Sümerbank kelimesini sileceğim’ demiştir.

Satma gerekçesi, kurumun zarar etmesiymiş.

Sümerbankların kar etsin diye kurulmadığını,

fakir halkın daha ucuza bir şeyleri giymesi için kurulduğunu herkesten çok daha iyi biliyordu.

Tıpkı Et ve Balık Kurumu, Süt Endüstrisi Kurumu, Yem Fabrikaları gibi.

Babalar gibi değil de, mirasyedi, ayyaş bir evlat gibi,

Cumhuriyetin ne kadar değerli kurumu varsa har vurup harman savurdular.

Devlet basma üretmez, ayakkabı üretmez, yem üretmez, et-süt üretmez masalları anlattılar.

Zarar edenler satılacaktı, zarar ettirdiler.

Sıcak para lazımdı, kar edenleri de elden çıkardılar.

Devlet onu üretmez, bunu üretmez derken,

devlet geçen yıl manav işletecek pozisyona geldi.

Vefat etmemiş olsaydı tam da bu dönemlerde efsane işler yapardı.

Milletle alay etme konusunda üstüne yoktur.

Milletle dalga geçe geçe memleketi sattı.

Sıra savunma sanayine geldi dayandı.

Önce Tank-Palet fabrikasını hallettiler.

50 milyon dolar bulunamadığı için Katarlı dostlarına devrettiler.

Katar Emiri de uçak hediye etmişti.

Makine ve Kimya Endüstrisi Kurumunu anonim şirket yaptılar.

Bir gece ansızın geçiriverdiler meclisten.

Ne kadar da yerli ve milli bir karar.

MKE ya özelleştirilecek ya da varlık fonuna devredilecek.

Son birikim satılıncaya, son değer yok edilinceye,

son kültür yozlaşıncaya, son ağaç kesilinceye,

son deniz öldürülünceye, son gariban intihar edinceye,

son ortak kalana kadar tüketmeye devam.

Durmak yok, biz de ağzımız bir karış açık seyretmeye devam.

Tayyip Erdoğan grup toplantısında CeHaPe zihniyetine saldırıyordu.

‘Bunların çakılmış bir çivisi yok!’ diyordu memlekette.

80 Milyar dolara yakın bir özelleştirme gelirini kimin çaktığı çivilerden elde etmişti acaba?

AKP, Türkiye Cumhuriyeti'ni tarihiyle, kültürüyle, ekonomisiyle, kazanımlarıyla bitirmenin adıdır.

Yakında Telekom gibi, Arabın birine devlet bankası kredisiyle peşkeş çekilir.

Arap ne krediyi öder ne şirketi geri verir.

Bütün arsalarını, taşınmazlarını, içerideki üretim makinalarını dahi satar,

üstüne yabancı bankalardan kredi çeker,  sonra da defolur gider.

Olacak işe bakın siz!

MKE’yi yani İmalat-ı Harbiye'yi satmak akıl karı bir iş değil.

AKP şimdi de 15 Mart 1950 tarihinde KİT olarak bir kanun ile kurulan,

Makina ve Kimya Endüstrisi kurumunun özelleştirilmesi sürecini başlattı.

Bu işleyişin özelleştirmeyi amaçladığı ve kurum kaynaklarını,

diğer kurum ve kuruluşlarda gördüğümüz üzere iktidar keyfiyetine tabi kılacağı açıktır.

TEK, PTT, TCDD ve daha birçok örnekte yapıldığı gibi,

büyük kamu işletmeleri önce anonim şirkete dönüştürülmekte,

ardından parçalama, küçültme yöntemleriyle özelleştirilerek, özel sektöre ve yabancı sermayeye peşkeş çekilmekte,

veya son dönemde gördüğümüz üzere iktidar arpalığı olmaktadır.

Birçok büyük özelleştirmede olduğu gibi şirketleştirme,

anonim şirkete dönüştürme yöntemiyle özelleştirmeyi amaçlamaktadır.

Eskiden TEK yani Türkiye Elektrik Kurumu vardı.

Özelleştirmek için Anonim Şirketlere böldüler.

EÜAŞ, TEDAŞ, TETAŞ, YEAŞ, KEAŞ, vs,vs…

TEDAŞ sonradan 20 şirkete bölündü.

Böylelikle şirketleri Sayıştay denetiminden kaçırdılar..

MKE’nin başına gelecek olan da ne yazık ki böylesi bir süreçte yok ediliştir.

KİT’lerde yapılan bütün kurumsal düzenlemelerin özelleştirmelere yönelik olması gibi,

bu özelleştirmede de kamusal kaynak ve varlıkların talanı söz konusu olacaktır.

MKE’nin özelleştirilmesi sürecini başlatan bu kanun teklifinin, kamu ve toplum çıkarlarına tamamen aykırıdır.

MKE’nin özelleştirilmesi oylandı, mecliste başta Kılıçdaroğlu olmak üzere muhalefet yoktu.

Oylamada AKP 218 oyla evet, muhalefet ise 68 oyla hayır diyerek meclisten geçirdiler.

Savaş sırasında silahlı kuvvetlere mermi ve mühimmat üretecek bir kurum satılır mı?

Salgında aşı neyse, savaşta mühimmat odur.

12 Eylül 2010 referandumu ile birlikte özelleştirme hortladı.

12 eylül 1980 askeri bir darbe iken, 12 Eylül 2010 AKP darbesi oldu..

2010 yılının 12 Eylülünde  bu ülkeyi ayakta tutan kuvvetler ayrılığı ilkesini yerle bir ettiler.

12 eylül 2010 akşamı Amerikalı yöneticiler ‘bizim çocuklar yine başardı’ dediler mi bilmiyorum,

ama bu referandum sonrası yargı tamamen cumhurbaşkanına bağlanıp,

aynı zamanda kendisine kanun yapma yetkisi de verilmiştir.

Ve o günden beri Türkiye sürekli baş aşağı dibe çöküyor.

O referandumda Danıştay'ın özelleştirmeleri kamu yararına denetleyip iptal etme yetkisi elinden alındı.

Siyasal İslamcı iktidardan özgürlük gelecek diye referanduma evet diyen,

‘yetmez ama evet’çi güruh ile Kürdistan hayaliyle yatıp kalkan Kürt milliyetçilerinin ihanetini gördük.

Barış ve Demokrasi Partisi (BDP) Genel Başkanı Selahattin Demirtaş,

‘Taleplerimiz karşılanırsa elbette biz bu anayasa değişikliğini destekleriz’ demişti.

Meydanlarda sempatik sempatik çözüm sürecinin yaratılmasında emeği geçenlere teşekkür edip duruyordu.

Kaderin cilvesine bakın ki, bugün o teşekkür ettikleri onu Edirne F tipi cezaevinde ağırlıyor.

Yapılan şey o kadar açık ve net ki, kasada para bittikçe,

babanızın malı gibi satın savın, seçime kadar son peşkeşi de çek gidin!

Bu ülkenin hamurunda zerre katkısı olmayanlar, bu ülkenin çimentosunu dağıtmak niyetindeler.

Makine Kimya Endüstrisini siz mi kurdunuz?

Bir tane tuğlasında, bir tane tezgahında iziniz, emeğiniz mi var ki,

ülkenin yüzlerce yıllık değerini peşkeş çekmeye çalışıyorsunuz?

Bu hikaye Tank Palete benziyor, Telekom dolandırılmasına benziyor,

şeker fabrikalarına benziyor, Turkcel’e benziyor, Çaykur’a,

Elektrik üretim ve dağıtım özelleştirmelerine benziyor, Madenlerimizin,

ve yeraltı kaynaklarımızın talan edilmesine ve daha nicelerine benziyor.

Şimdilik bir tek soluduğumuz hava özelleştirilmiş değil, sıranın ona da geleceğinden hiç şüpheniz olmasın.

Yanlışı tekrar tekrar yapıp, farklı sonuçlar beklemek kadar aptalca bir şey yoktur.

‘Özelleştirme denilen terane, silah zoruyla alınamayanın, para karşılığında satılmasıdır!’

Her özelleştirme, yeni bir kaybediştir.

Hoş kalın, İnançla ve Dirençle kalın!

Kemal ÖZCAN-01/07/2021

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Kemal Özcan - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haber Milas Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haber Milas hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Haber Milas editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Haber Milas değil haberi geçen ajanstır.



Anket Milas'ın en tanınmış antik kenti sizce hangisi?