KİŞİNİN İÇ HUZURU BARIŞA ÇIKAR…

              Fizik ötesi düşünürler; “Kişinin kabul ettiği düşünce biçimi” ya da “Gerçeği ve evreni açıklamak yolunda her şeyin özü, temeli ya da yapıcısı olarak benimsedikleri madde olmayan varlık” diye de tanımlarlar Tincilik veya Ruhçuluk dediğimiz bilimi.

                Tin ya da Ruh, içsel dünyaya yolculuk yaparak bunu kişinin veya başkalarının hayatına etki etmesiyle kendisini göstermektedir.

                Her insan içsel bir enerji ile Dünyaya gelmektedir. Zamanla Dünyamızdaki sistemler içerisinde içsel enerjilerimize ait farkındalıklar artar veya azalır, hatta tüm kapılarını bile kapatabilir. Geri kazanmak için de kişi önce kendini dinleyebilmelidir. Kişi kendisini doğruları ve hataları ile kabul edebilmeli ve kendini affedebilmelidir.  Kişinin düşünceleri pozitif yönde olmalıdır. Kişinin egolarından arınması ve kibirinden uzaklaşması gerekir. Bencil düşüncenin Tinsel ya da Ruhsal yaşamda yeri yoktur. Kişi kaygı ve endişeden uzaklaşabilmeli, o ana odaklanabilmelidir. Ancak o zaman pozitif yaşamın kapısını aralayan anahtarı bulmuş olur.

               Hepimiz takdir edilmekten, onore olmaktan hoşlanırız. Birisi bize yaptığımız şeyler için içtenlikle teşekkür ettiğinde, kendimizi tatmin olmuş, neşe dolu hisseder ve genellikle de daha fazlasını vermek isteriz. Bunun yanında, seçim özgürlüğümüz olmasına rağmen, Tin ya da Ruhumuz en fazla duygusal gelişim gösterebileceğimiz yolu seçmemize özlem duyar. Buna rağmen, çoğumuz gözü kara, bencilce seçimler yapmanın sağlığımızın bozulmasıyla, başarısızlıkla ve perişanlıkla sonuçlandığını birinci elden pratik yaparak öğrenmek zorunda kalırız.

              Düşük arzularımıza, bencil isteklerimize kapılarak harekete geçtiğimizde, bazı gerçekleri genellikle zor yoldan öğrenir, kaçınılmaz bir biçimde kendimizi kötü hissederiz. Böylesi durumlarda çözüm kendimizdir. Yöntem içimizdeki enerjiye yönelebilmektir. İçimizdeki huzuru sağlamak, huzurlu bir yaşamın açarıdır. Kişi iç huzurunu sağlayabilirse kendi barışına, sonra Dünya barışı hayaline ulaşabilir.

             Zaman zaman da kendimizi fazla eleştirir, negatif düşüncelerimizle sık sık tin ya da ruhumuzu hırpalarız. Bu hırpalamaların yansıması olarak da, bizi aşağılayan hatta belki de fiziksel saldırılarda bulunan insanları hayatımıza çekeriz. Balçıkta kımıldadıkça batan nesne oluruz.

             Böyle olmak yerine; Kendini güvende, sevgi dolu, koruma altında ve mutlu hisseden olmalıyız. O zaman bu hislerle dolu kişinin etrafını onu seven insanlar çevreleyerek; Kişinin güvende, koruma altında ve mutlu bir yaşam sürmesini sağlar. İçimizdeki bütünlüğün dışımız yansıması kaçınılmazdır. Kişi bu özelliklere ne kadar sahipse, hayatına giren insanlar da o kadar yaratıcı, cömert kalpli, sevgi dolu, dürüst ve alçak gönüllü olacaktır.

              Dış dünyamız iç dünyamızın kusursuz bir yansıması olarak şekillenir. İçten içe öfkeliyseniz, öfkenizi kendinizin bile farkına varamayacağı kadar derine gömmüş bile olsanız, hayatınızda öfkeli insanlar olacaktır. Onların işlevi, reddettiğiniz öfkenizi size yansıtmaktır.

               İnsanlar içlerinde nasıllar ise dış görünüşlerinde de öyledir. İçimizdeki tin ya da ruhsal durumun yansıması hisler de fiziksel bedenimizin gelişimi konusunda da belirleyicidir.

               Kendimizi duygusal ya da cinsel açıdan kırılgan hissediyorsak, vücudumuz duygularımızı ve cinselliğimizi temsil eden karın ve kalça bölgelerimizde bir yağ katmanı oluşturur. İçten içe sevgiye layık olmadığımızı tinsel ya da ruhsal dünyamızda hissediyorsak, kalp merkezimizi koruma üzerine geniş bir göğüs kafesimiz olabilir. Kadınların ayak bilekleri ince ve gövdeleri kocaman olur. Maço erkeklerin göğüs kaslarının gelişkin olması, genellikle kırılganlıklarını sakladıklarının işaretidir.  Kadınların bakım görmeye ya da başkalarına bakmaya gereksinim duyması, bilinçsizce büyük göğüslere sahip olmayı tetikleyebilir. Bu yansıma insanların kullandıkları araç ve gereçlere, besledikleri canlılara kadar yansır. “ Mal sahibine benzer” özdeyişimiz boşuna dilimizdeki tanımlama yerini almamıştır.

              Bedenimiz derin, çoğunlukla bilinçsizce şekillenen içsel tin ya da ruhsal durumumuzun yansıması hislerimizin aynasıdır.

               Bir fizik ötesi düşünür:” Dünya Evren’deki çok özel bir öğrenim kurumudur. Burada cinsellik, duygular ve maddiyat üzerine, başka hiçbir yerde alamayacağımız dersler alırız. Zihinsel ve duygusal durumumuza göre şekillenen fiziksel bedenimiz vardır.”  der.

                Dünya özgür iradenin geçerli olduğu bir düzlemdir. Başkalarının haklarına sıkıntı yansıtmamak üzere. Bilim ve doğanın kanunlarına, örf veya gelenek, görenek dediğimiz yazılı olmayan ve yazılı yasalara uymayı ya da uymamayı seçebiliriz. Ancak onlara uyar isek ödüllendiriliriz, uymadığımızda da sonuçlarına katlanmak zorunda kalırız.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Osman Kara - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haber Milas Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haber Milas hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Haber Milas editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Haber Milas değil haberi geçen ajanstır.



Anket Milas'ın en tanınmış antik kenti sizce hangisi?