BİR İNAT UĞRUNA YA RAB!

Sevgili dostlar bayram tatili ve yıllık iznimi kullanmam nedeniyle yazılarıma bir süre ara verdim,

Yazılması, tarihe not düşülmesi gereken çok fazla olumsuzluk vardı,

ve yaklaşık bir aydır duygu ve düşüncelerimi sizlerle paylaşamamanın sıkıntısını yaşadım.

Değerli dostlar yıldan kötü geliyor.

Hatırlarsanız geçen yıl ‘2020 bir bitse de kurtulsak artık’ diyorduk.

Kurtulduk mu?

Hayır, bu daha bir şey değil, gezegenimizi çok daha zor yıllar bekliyor.

2021 yılında bitse de kurtulsak dediğimiz 2020’yi arar olduk.

Pandemi, seller, depremler, yangınlar ve emperyalist işgalin neden olduğu göç dalgası artarak devam etti.

Suriyeli sığınmacılara bu yıl Afgan sığınmacılar eklendi.

Halkın açlığı, işsizliği, sefaleti aldı başını gitti.

Kadın cinayetlerinde, uyuşturucu kullanımında, iş cinayetlerinde seviye atladık.

Nerde ne kadar musibet varsa fazlasıyla yaşadık.

Partili Cumhurbaşkanlığı sistemine geçtiğimiz günden beri krizler, kaoslar yakamızı bırakmadı.

Tek adamın talimatı olmadan sorumlular adım atamaz oldu.

Bakanlar olay yerine gelince açıklama yapıyorlar, ‘Cumhurbaşkanımızın talimatıyla geldik!’

Ya arkadaş senin aklın, fikrin, özgür iraden, halka karşı bir sorumluluğun yok mu, illa ki birileri talimat mı verecek?

Yani demem o ki, trajikomik olaylar ülkesiyiz.

Bu kadar da olmaz dediğimiz her şey oluyor ve normalleştiriyoruz.

Selde 7 kişinin hayatını kaybettiği Rize’de otobüsün üzerinden halkın kafasına çay paketleri atıyorlar!

Bu nasıl bir psikolojinin eseri?

Dünyada en geri kalmış ülkelerde bile afetzedelerin kafasına çay fırlatan başka bir devlet başkanı var mı?

Hiç zannetmiyorum!

Ayrıca çay paketini seyir halinde giden otobüsten fırlatmış, birinin kafasına gözüne de gelebilirdi!

Bu ne menem kaba bir dağıtım şeklidir?

Ülke o kadar zor dönemlerden geçmesine rağmen Türkiye Cumhuriyeti tarihinde böyle bir şey görülmedi.

Devlet Bahçeli’de yanında püskevit atsa iyi olurdu.

Hiç değilse çaya püskevit banar yerdik.

Çay fırlatmasından utanırkern, Antalya, Gündoğmuş belediyesinin AKP’li başkanı çıktı piyasaya.

TOKİ’ nin reklamını yapacağım derken milletin ‘keşke benim de evim yansa’ diyeceğini söyledi.

Arkadaş nasıl bir çağa geldik ?

Devletimiz 20 yıl vadeli kredi verecekmiş,

evleri eski olan vatandaşlarımızın keşke benim evim de yansaydı diyeceklerini düşünüyormuş!

Bu herifi yarın milletvekili yaparlar, seçilemezse bir kurumun yönetim kuruluna atayıp karşılığını muhakkak verirler.

Kendilerine bir fantezi dünyası kurmuşlar ve orada başka bir gerçeklikte yaşıyorlar.

AKP 20 yılda zihinlerimizi dumura uğrattı, psikolojimizi bozdu.

Ben bu yaşıma kadar böyle bir şey ne gördüm , ne de duydum?

Tiksiniyorum, çok şey yazmak istiyorum ama kibarca yazmakta zorlanıyorum.

Vatandaş hem malını kaybetmiş, evini, ocağını, geçmişini, anılarını kaybetmiş,

hem de devlet tarafından zorla 20 yıl borçlandırılacak...

Bir de üzerine iyi ki evim yanmış mı diyecek?

Düşünün bu adam yüksek oranda bir oyla seçilmiş belediye başkanı!

Milletten bu kadar uzak, bu kadar küstah, bu kadar pişkin olunabilir mi? 

Mazur görün izahı olmayan şeylerin anca mizahını yapabiliyorum.

Neredeyse bir haftadan beri Ege ve Akdeniz bölgesinde  orman yangınlarıyla mücadele ediyoruz.

Nasıl mücadeleyse, resmen alevlere teslim olduk!

Öyle bir başıboşluk, öyle bir aymazlık var ki, orman yanıyor ve yanacak bir şey kalmayınca kendiliğinden sönüyor.

Soğutma olmayınca rüzgarın da etkisiyle yeniden alevleniyor.

Ormanlar her yıl bu mevsimde çeşitli nedenlerle yandığını veya yakıldığını bilmeyen yoktur.

Her yıl yangın çıkar ve devlet önlemini alır gelir söndürülürdü.

Bu sefer öyle olmadı, Dicle’nin kenarındaki koyundan bile ben sorumluyum diyen,

güçlü Türkiye’nin dünya lideri ‘ Muğla Büyükşehir Belediyesi birinci derecede onun sorumluluğundadır’ dedi.

Yuh artık, sanırsın ki yangınlar yerleşim yerlerinde başlamış,

belediyeler söndüremediği için ormanlara sıçramış!

İktidarın ihmali ve beceriksizliği yüzünden yayılıp kontrolden çıktığını itiraf etmek yerine,

SSK’yı Kılıçdaroğlu batırdı demeye getirdi..

Ya da ‘benim sorumluluğum halka çay dağıtmaktan ibarettir!’ demek istedi. 

Göreceksiniz bu yangınların faturası iki güne kalmaz Kılıçdaroğlu ve CeHaPe zihniyetine kesilir.

Arkadaş bir kere de hatanızı kabullenin, bir kere sorumluluğunuzu bilin ve onun gereklerini yerine getirin.

Yangınlar başarılı şekilde söndürülseydi, koro halinde padişahım çok yaşa hönkürmeleri diklerdik.
Başarısız olunca, belediyeler sorumlu.

Şaşırdık mı?

Hayır!

Belediyeler pandemide yardım kampanyası yapınca, bedava ekmek dağıtınca,

iktidarın olduğu yerde siz kimsiniz bu devletimizi yüce iş diye engel oldular, banka hesaplarına şerh koydular.

Belediyelerin orman bakanlığı mı var?

O zaman belediyeler orduyu göreve çağırsın, THK uçaklarına el koysun, komşulardan destek istesin.

Rusya, Suriye’deki askeri birliğimizi bombaladı 34 şehit vardı,

çıktı Hatay valisi açıklama yaptı.

Etkisiz hale getirilen terörist sayısını kendisi açıklamıştı.

Ülkeyi 20 senedir yönetiyor ama  sorumluluk almıyor.

Resmen Akdeniz'i, Ege'yi kendi haline bırakarak gözden çıkardılar.

Daha dün Hozat'taki yangında şehrin belediye başkanı Fatih Mehmet Maçoğlu ve ekibine engel oldular.

Bunlar yarın Kanal İstanbul’u yaparlar herhangi bir kazada olduğunda sorumlu İBB der çıkarlar.

Mavi Marmara’da yaşamadık mı aynı şeyi?

Hani başkan olunca her şeyi tek elden hızlıca çözecektik?

Katar Emiri’ne söylemeli de bize uçan yangın söndürme sarayı da hediye etsin.

Bırakın hamaseti, boş lafları, erken seçim tarihini açıklayın!

Bu saatten sonra o seçim sandığının bir an önce halkın önüne gelmesi elzem olmuştur! 

Bu halk sandıkta kimin sorumlu olduğunu gösterir, gösterecektir.

Doğal afetler elbette olacak, milyarlarca yıldır, dünya var olduğundan beri yaşanıyor,

ama mesele doğal afetlerle nasıl başa çıktığımız, önlemek için ne yaptığımız?

Günlerce süren bir yangına 3 tane yangın söndürme aracı ile müdahale edilmesini doğal afet diye açıklayamazsınız!

Her türlü önlemi alıp, gerekli müdahaleleri yapamıyorsan hiçbir şey ifade etmiyorsun demektir!

Yanan ormanlar bir daha geri gelmez; geri gelenler de kaybedilenlere benzemez.

Orman yanar ama böyle yanmaz, yanan orman söndürülür bu artık orman yangını filan değil.

Düpedüz ormanlara soykırım yapıldı!

Ormanların kökü kazındı.

Milyonlarca ağaç ve ona ait ekosistem yandı, bitti, kül oldu.

Kaç gündür Milas belediye başkanı Muhammet Tokat’ın yalvarırcasına havadan destek isteyen çığlıklarını duyduk,

ama ne yazık ki iktidardan duyan olmadı.

Sonuçta dün akşam korkulan oldu ve yangın Kemerköy Termik Santral sahasına sıçradı.

Santral ve lojmanlar boşaltıldı.

Santral yetkilileri ve çalışanları önceden faciaya neden olabilecek bütün tehlikeleri ortadan kaldırdığından herhangi bir facia yaşanmadı.

Ne ilginçtir ki, yangın Güvercinlik’teki Titanic otele gelince durdu, Kemerköy Termik Santraline gelince durmadı.

Cennet Muğla’mız, cennet ülkemiz cehenneme döndü.

77 bin futbol sahası ormanlık alan, milyonlarca ağaç ve ekosistem kül olurken,

kömür madeni için Milas İkizköy-Akbelen ormanında ağaçlar kesilmesin nöbeti tutulmaya devam ediliyor.

Keşke ağaçlar kesilmesin diye harcanan enerji, yangınların çıkmaması veya büyümeden söndürülmesi için harcansaydı.

Dün sosyal medyada bir dakika karanlığa ve internetsizliğe tahammülü olmayan,

çevreci bir örgütün mesajını okudum, ürperdim.

Kemerköy Termik Santralinin yanması ile ilgili, ‘yangınların nedeni olan santralin kendisi yanıyor’ diye adeta el ovuşturuluyordu.

Utanmasalar zil takıp oynayacaklar!

AKP iktidarı ile CHP’li belediyelerin yetki ve sorumluluk inatlaşmasına tanık oluyoruz.

‘Bir Hilal uğruna Ya Rab ne güneşler batıyor’dan,

‘Bir inat uğruna Ya Rab ne ormanlar yanıyor’a geldik.

Yanan ormanlarımızı geri kazanmaya bir insan ömrü yetmez.

Bu yangınlar bizi şunu gösterdi, iktidarın tüm ihmallerine rağmen,

fiili olarak milletin dayanışma ruhunun ölmediğini gördük.

Yangını söndürmeye çalışan, destek sağlayan herkese şükranlarımı sunuyorum.

Çıkan yangınlarda hayatını kaybeden vatandaşlarımıza Allah’tan rahmet,

yaralılarımıza acil şifalar, Muğla’mıza, yöre halkına, ülkemize ve milletimize  geçmiş olsun!

Hoş kalın, İnançla ve Dirençle kalın!

Kemal ÖZCAN-04/08/2021

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Kemal Özcan - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haber Milas Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haber Milas hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Haber Milas editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Haber Milas değil haberi geçen ajanstır.



Anket Milas'ın en tanınmış antik kenti sizce hangisi?