NE ÇIKAR BAKMAKTAN…

              Dışarıda güzelim manzara var, var ya… Bir şeylere bakmalı diye düşünüyorlar insanlar. Bakmaktan ne çıkar.

               “Biri yer biri bakar, kıyamet ondan kopar”, diye bir özdeyişimiz varsa da, kıyametin bu güne kadar hiç koptuğu görülmemiştir. Tam tersine, aslında halkımız bakmanın zararsızlığına inanır. Çocuğun birinin elinde bir oyuncak, ya da yiyecek varken buna imrenen öteki çocuğu, imrenmesine bile tahammül edemeyerek kovalayana “bırak o da baksın” denir. Bırakın baksınlar!... Ne çıkar bakmaktan?

              Bakmak işinde köy ve gecekondu çocuklarının üstüne yoktur. Köye ya da gecekondulara bir yabancı gelmeye görsün. Köyün veya gecekonduların bütün çocukları çevresine üşüşüp öyle saatlerce, put gibi, gözlerini bile kırpmadan bakarlar. Yabancı gider. Çocuklar gündelik yaşamlarına öyle döner. Bakmakla bir şey değişmez çünkü.

              Büyükler farklı mı sanki. Ev yapılacak arsalardan ana yol kenarlarında bulunanlar iç kesimlerde kalanlardan en az iki kat pahalıdır. Ama olsun, cadde veya anayolda hep hareket olacak ya… Hava kirliliği, toz, gürültü dahil her türlü olumsuzluk görünmez olur. Ev, daire alınacak ise yine aynı. Kirlilikten, tozdan, gürültüden balkonuna çıkamadıkları ev ya da daire için de, bir sokak arkada bulunan ev veya daireden en az iki üç katı fazla para öderler. İnsanlarımıza fark etmez, yol ya da cadde kenarı ya… Yol yada caddede hareket olacak ve insanlarımız camdan kafesteki kuşlar gibi bakacak ya.

              Çok bakar bizim halkımız. Seyrek uğrayan trenlere bakar, yol kazılırken greyderlere, dozerlere bakar, çukur açılırken bakar, pencereden veya balkondan gelen gidene bakar, zenginin arabasına, apartmanlara… Bakar, bakar oğlu bakar.

              Büyük kentlerden gelip, en bereketli topraklarının üstüne fabrika kuranlara, kıyıyı da fabrika yöneticilerine lojmanlar yapmak üzere kapatanlara bakar. Turizm kredisi ile kıyıya betondan apartmanlar, tatil köyleri, oteller diken, üç beş yılda milyarder olan yabancılara bakar. Birkaç kişi zengin olsun diye maden ocağı, taş ve mermer ocağı açarak doğalarını tahrip edenlere ve hatta yerlerini terk ettirenlere de bakar, bakarlar. Bütün bu olanlar sanki bir şöminenin alevi, bakar bakar… Bakmaktan ne çıkar?

              Bakmak, tek başına son derece sınırlı, her zaman durağan, içinde bulunulan durumla pek az ilişkisi olan, bu durumu pek az etkileyen, çünkü bu durumu hiç değiştirmeyen bir şeydir de ondan, bakmak.

               Bu nedenle, yığınların bir şeylere bakarak bilinçleneceklerini umanlar, ipe un sermektedirler.

                Hareket belki berekettir ama hareket eden bir şeylere bakarak bereketlenmek zordur. Bir durumun dışında olan, o durumu içermeyen hareketin, o duruma getireceği bereket pek yoktur. Bir kökün yeşermesi, harekete geçmesi, ancak o kökü ilgilendiren, onu değiştirecek olan hareketlerle mümkündür, onu sulamak ve çoğaltmak gibi…

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Osman Kara - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haber Milas Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haber Milas hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Haber Milas editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Haber Milas değil haberi geçen ajanstır.

01

Muallim - Tertemiz yerlerden bakalım hep birlikte....cadde kenarlarına gerek yok

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 02 Kasım 21:05


Anket Koronavirüs denetimlerini yeterli buluyor musunuz?