“Hacı Kadı Evi” ne amaçla restore edildi?

                  “Restore edilen tarihi yapılara işlevsellik kazandırmak, elbette ki çok önemli…

                  Ama bu, hiç bir zaman, o yapının “Tarihi misyonunu” bozmamalı ve onu değiştirmemelidir”...

                 Bu temel husus, kültürel değerlerimizin korunması ve onların, gelecek kuşaklara-aynı ile- miras bırakılmasısöz konusu olduğunda… Restore edilen ve bundan sonra restore edilecek olan tüm bina ya dayapılar için aynen geçerli olmalıdır…Doğru olan budur…

                 Restore edilmiş olan bir tarihi yapıya, salt, bulunduğu o kentin ya da o ilin, bir yüz akı olarak değil, ona, aynı zamanda tüm ülkemiz ve insanlarının da bir gurur kaynağı olacağı gözüyle bakılmalıdır… Ve bu, hep böyle değerlendirilmelidir…

                Son yıllarda gerek Muğla kent merkezinde olsun gerekse çevresinde, birçok tarihi değer ve öneme haiz ve aynı zamanda, “Muğla Halk Mimarisi”nin, en güzel örnekleri sayılabilecek kimi binaların restore edilerek, yeniden kültürümüze kazandırıldığı hepimizce bilinmektedir... Bugüne değin, bütün bu yapılanlardan, kültürümüz adına elbette ki çok mutlu olduk... Onların her biri, -aynı ile- gelecek kuşaklara, yani, yine bizim çocuklarımıza aktarılacağı… “Yaşayan değerlerimiz” olarak, geleceğe miras kalacaklar diyerek hep gururlandık, gururlanmaya da devam edeceğiz… Ve bütün bu yapılanların, her türlü takdirin üzerinde olduğunun da idraki içindeyiz…

               Hiç kuşku yoktur ki…

Tüm bu yapıların ya da binaların, ilgili kurum ya da kuruluşlarca, restorasyonlarına karar verilirken… Öncelikle, o yapının “Tarihi öneme haiz ve korunmaya değer kimi mimari özelliklerinin”, göz önünde tutulmuş olduklarını, ama bir o kadar da, o ev ya da “O bina da yaşamış olan insanların ve onların tarihi misyonlarının”…Veya, o yerde “Yaşanmış, kimi önemli ve tarihi olayların” da, ayrıca düşünülmüş ve değerlendirilmiş olduğunu rahatlıkla tahmin edebiliyoruz… Bunun böyle yapıldığına kimse yadsıyamaz… Kısacası, bu güne değin, ilimiz sınırları içinde restore edilerek, kültürümüze kazandırılmış olan, tüm tarihi bina veya yapılarda, temel amacın bu olduğu yine hepimizin ortak kanaatidir…

Ve nihayet… Restorasyon çalışmaları bitip de, “Bina içlerinin ve diğer mekanlarının donatılmalarına” sıra geldiğinde, “Orada yaşamış olan bina sahibi insanların geride bıraktıkları asıl eşyalar” la, yahut, o devirler de kullanılmış benzerleriyle, bu mekanların donatılmalarına, her zaman özel bir önem ve itina gösterildiğini de bu güne değin restore edilmiş tüm yapılarda yakinen tanık olduk… Doğru olanın da bu olduğuna inanıyoruz… Çünkü, restore edilen herhangi bir yapıda, eğer asıl amaç, onun mimari özellikleri kadar, yukarıda vurguladığımız gibi, evvelce içinde yaşamış olan  -Önemli şahsiyetlerin ve onların yaptıklarının…Gelecek nesillere “içtenlikle” tanıtılması ise, bu tür yapıların içleri veya diğer mekanlarının donatılmalarının, başka türlü yapılması zaten düşünülemez düşünülmemelidir de…

Herkesin rahatlıkla düşünüp, kolaylıkla yanıtını bulabileceği gibi, tarihi bir yapının restorasyonunun ardından, yapılması belki de en zor ve sorumluluk gerektiren hususlardan biri de hiç kuşkusuz, o binanın iç ve dış mekanlarının, aslına olabildiğince en uygun bir şekilde ve doğru olarak düzenlenmesi ve tanzim edilmesidir...

               Bu, “Gevenes“ köyündeki “Ormancı türküsü” evi için neyse…

               Bu, Yerkesik kasabamız sınırları içinde bulunan, “Kerimoğlu türküsü” evi için de böyledir. Ve nihayet bu;

               Muğla merkezde ki, “Şerefler Evi”, daha çok bilindiği adıyla söyleyelim… “Kültür Evi” içinde böyle yapılmıştır..

              Her (3) örnek evve onların iç ve dış mekanları”, hem, olabildiğince doğru ve en iyi şekilde restore edilmişler, hem de “Tarihe en doğru şekilde tanık olabilmelerini temin için” aslına uygun olarak, imkanlar ölçüsünde doğru eşyalarla donatılmışlardır…Bu mekanlar, geçen yıllarda, yüzlerce, hatta binlerce yerli ve yabancı turist tarafından ziyaret edilmiş büyük takdir toplamıştır…Bu mekanları ziyaret eden insanlar, aslına olabildiğince uygun şekilde restore edilmiş ve yine olabildiğince asıl eşyaları ile de donatılmış olan bu mekanları ziyaretleri sırasında, orada yaşanmış her iki türkümüze konu olan olayları,bir an için, geçmiş zamanlara dalıp, hayal kurarak da olsa yaşayabiliyorlar ve bundan, eğer farklı heyecanlar duyabiliyorlarsa bunun bir tek nedeni vardır... O da:

O mekânların, aslına sadık kalınarak tanzim edilip düzenlenmiş olmaları ve ilgililerin de bu konuda özenli davranmış olmalarındandır…

            Aynı şekilde, ”Muğla Kültür Evi”ni dolaşırken de insanlar, o evde, geçmiş zamanlarda yaşamış olan insanları hayal ederek, sanki onları, daha önceden tanıyorlarmış da, şimdi, yeniden birbirlerine kavuşmuşlar gibi, içlerinde tarifsiz kimi hisler duyabilmişler ve duyabiliyorlarsa eğer, bunun da tek nedeni, yine aynı “Duyarlılığın ve tarihe saygının”, bu mekanda da, “Israrla” gösterilmiş olduğu içindir...   İzlenimler de zaten aynen böyledir...

            Ama ne yazıktır ki…

            Oradan, çok değil, olsa olsa kuş uçumu yüz metre ötedeki, “Hacı Kadı Evi” için, bütün bunları söyleyebilir miyiz? Hayır… Maalesef söyleyemeyiz…

            Çünkü “Hacı Kadı Evi”, çok üzülerek ifade etmek gerekirse eğer, gerçekten de o tarihi misyonundan çok çok uzaklaşmış bulunmaktadır…

            Esenlik dileklerimle. Hoşça kalın

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Ünal Türköz - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haber Milas Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haber Milas hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Haber Milas editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Haber Milas değil haberi geçen ajanstır.



Anket Milas'ın en tanınmış antik kenti sizce hangisi?