DEĞİŞİM YOK OLUŞ OLMAMALI…

                                                                                  “Ah güzel Ahmet abim benim

                                                                                    İnsan yaşadığı yere benzer

                                                                                     O yerin suyuna, o yerin toprağına

                                                                                      Benzer

                                                                                       Camcının cam kesmesine,

                                                                                       Dülgerin rende tutmasına

                                                                                       Öyle bir cıgara yakımına, birinin

                                                                                       Gazoz açmasına

                                                                                       Minibüslerine, gecekondularına

                                                                                        Hasretine, yalanına benzer.”

                                                                                                           Edip Cansever

 

 

               Birer birer yok oluyorlar, rüzgarını ve gölgelerini paylaşan mahalleler, şehirler. Herkesin birbirini tanıdığı sokaklar yok oluyor. Yerlerini, kimsenin birbirini tanımadığı bulvarlar ve caddeler alıyor. Blok blok binaların ve sitelerin doldurduğu kentler oluşuyor. Kapı komşularının bir birini tanımadığı yeni ve kendisine yabancı yaşam şekilleri yapılanıyor.

                Yok olan ile oluşan yaşam, kültür ve yaşantıların karşılaştırmasını yaparsak:

                 Sokak ve mahallelerde; Mahalleler tek tek mülkiyetlerden oluşsa bile bir bütün olarak kamusal alandır, yani herkesindir. Fiziki çevreden önce canlılarındır. İnsanlar, hayvanlar, bitkiler ve benzerlerinindir. Gölgeler, rüzgar, komşuluk, mahremiyet gibi doğal ve katılımcı varlıklara yaslanır. Özgürlük ve dayanışma alanıdır mahalle. Zengin, yoksul, okumuş, cahil bir arada yaşar ve bir birinden beslenir mahallelerde. Mahallelerde sokaklar canlıdır. Selamlaşma ve iş bölümü alanıdır. Mekansal yaşam örgütlenmesi yataydır, ilişkiler yüz yüze çözülür mahallelerde. Mahallede ödünç alma, bir kap yemek götürme, veresiye yazdırma vardır ama zenginlik ve statü sokağa taşınmaz. Mahalle tasarruftur, bir eşyayı sonuna kadar kullanmaktır ve bu anlamda ekolojiktir (canlı ve cansız çevrenin tamamı). Bin bir öyküleri, mitosu ve hayal gücü vardır mahallenin. Mahallelerde evlerin kapıları, konakların cümle kapıları sokakla öpüşür ve herkese açıktır. Mahallelerin genellikle bir delisi vardır; herkes onu kollar ve “dahi” muamelesi yapar. Mahallelerde, mahalleli ile birlikte yaşlanırsın. Öldüğünde konu komşu salına girer ve mezarlığa kadar gelerek definde hazır bulunur; ardından da iki fatiha okur.

                 Site ve bloklardan oluşan kentlerde: Site veya blok yerleşimleri işletmedir. Site veya blok yerleşimi bir gösteri alanıdır, kullanımı kurallıdır. Bu yüzden kimlikli değil, markalıdır. Yerleşimler hiyerarşi esaslı olup yarışmacı bir yaşam sunar site veya bloklarda. Site veya blok yerleşimleri zenginlik ve kariyer ayrımlıdır. Yerleşimlerin sokağı yoktur, caddesi ve bulvarı vardır. Ama selamı da, iş bölümü de çıkar esaslıdır site veya bloklarda. Site veya blok yerleşimlerinde her şey dikey ve geçirimsiz kutucuklar halindedir. İletişim de apartman girişine asılan kağıtlarla yapılır. Yerleşimlerde kredi kartı, model arabalar, marka eşyalar ve caka vardır. Site veya blok yerleşimleri tüketicidir, hedonisttir (eylemlerin haz sağlayacak biçimde planlanması, sürekli haz verene yönelme, hazzın mutlak anlamda iyi olduğunun savunulduğu görüş.) ve israfçıdır. Site veya blok yerleşimleri bariyer, oto kapan, elektronik kameralar, yüksek duvar ve koruma görevlileri ile yalıtılır, ulaşılmaz kılınır. Yerleşimlerde çoğunluk psikolojik destek alır, ama birbirinden gizler site veya bloklarda. Site veya blok yerleşmelerinde yaşlandığında taşınacağın yer “şanslıysan” huzur evidir, cenazeni de belediye kaldırır.

                   Küreselleşen dünyamız ve küresel tüketim toplumlarına esas uygarlığın, insanoğlunun hayatına olağanüstü zenginlik, kolaylık ve konfor getirdiği açık. Bu anlamdaki değişim ve gelişmenin hızı hayret verici düzeyde. Öyle hızlı ki; değişim olgusunu yok etmekte. Değişim yerine yıkımı getirmektedir. İnsanoğlu yıkmadan değişimi ve korumayı öğrenmeli. Değişimle zenginliği, kolaylık ve konforu yakalamalıdır.

*Armand Mattelart’ın “Beyin iğfal Şebekesi” nden faydalanıldı.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Osman Kara - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haber Milas Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haber Milas hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Haber Milas editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Haber Milas değil haberi geçen ajanstır.



Anket Koronavirüs denetimlerini yeterli buluyor musunuz?