ENERJİ VE ÇEVRE İNSANLIĞIN VAR OLMA SORUNUDUR…

               Elektrik fiyatlarına kademeli fiyatlandırma adına yapılan zamlarla keselerimiz yandı. Sözde amaç toplumu elektrik enerjisini tasarruflu kullandırmaya özendirmekti. Ancak keselerin yanması ile yakarışlar, gelirlerin düşüklüğü yerine zamlara yönelince toplum ayağa kalktı. Ancak en önemli konu olan perdenin arkasındaki elektrik üretimi ve çevre konularına hiç bakılmadı. Bakmayan sadece bizim toplumumuz değil; tüm toplumlarda da benzeri körlüğü, duyarsızlıklar yaklaşımını görüyoruz.

               İçerisinde bulunduğumuz zamanda ekolojik zorunluluklarımız açısından üretim ve tüketim yapımızı, öncelikle elektrik enerjisi üretimi yapımızı yeniden tanımlamak ve biçimlendirmek zorundayız. Çünkü değişik ve geçiş süreçlerini yaşamalarına rağmen günümüz toplumları, üretimlerinin ağırlıklı yapısı ve elektrik dahil enerji tabanları nedeniyle, kendi geleceklerini ve dünyanın geleceğini tehdit etmektedirler.

                 Bu ağır tehdidin ortadan kalkması geleneksel kalkınma, ilerleme, gelişme, büyüme anlayışlarının alternatif “ekolojik gelişme projelerinin” bütünsel anlamda dünya ölçeğinde somutlaştırılabilmesine bağlıdır. Bu sorun insanın var olması sorunu olarak algılanmak zorundadır. İnsan ve doğa uyumu-dengesi sağlanmak zorundadır.

                 “Artı enerji” ve atık çıkaran geleneksel enerji kullanımı ve üretimi terk edilmelidir. Ulusal ve uluslararası çabalarda alternatif enerji kaynaklarına, sonuçları kesin olarak bilinebilen enerji üretim alanlarına yönelinmelidir. Bugüne kadar endüstriyel gelişmenin temel dayanağı olarak kullanılan, yenilenemeyen türden enerjiye sonsuza dek güven bağlamamalıyız.

                   Gözlemcilerin çoğu yeni ne kadar çok petrol yatağı bulunursa bulunsun fosil yakıtına bağımlılığın sonsuza dek sürdürülemeyeceğini kabul ediyorlar. Kömür de şimdilik bol, ancak bitecek bir enerji kaynağı. Nükleer hammadde uranyum da tükenecek, ayrıca güvensiz ve büyük sermaye gerektiren enerji türüdür. Hala, atık sorununa da kimse inandırıcı bir çözüm bulamamıştır. Geleceğin enerjisi bitmeye mahkum olan enerji kaynakları değil, yenilenebilen enerji kaynaklarıdır.

                   Petrol, kömür, gaz, uranyum bitmeye mahkum, yenilenemeyen, kullanılmaya devam edildikçe de insanlığı hızla ekolojik felaketlere götürmekte olan enerji kaynaklarıdır. Buna paralel olarak, nükleer silahların yayılma potansiyeli de dünya barışına yönelik en ciddi tehlikelerden biridir.

                    Sigaradan ölümlerle veya trafik kazaları sonucu ölümlerle nükleer kazalarda meydana gelen ölümlerin karşılaştırıldığı bilimsel araştırmalar, uzun vadede nükleer atık sorununu “henüz vakit erken” türü yaklaşımlarla göz ardı etme çabasındadırlar. Ayrıca atık tesislerinin maliyetleri çok yüksek ve tehlikelidir. Nükleer reaktör, gazlaştırma ya da kömürü sıvılaştırma tesisleri ve bunlara benzer teknolojilerde içerisinde çelişkiler barındıran, yapay önlemlerden sayılmaktadır.

                    Nükleer santrallerden elektrik enerjisi üretiminin ortaya koyduğu aktif zararlı atıkların kontrol ve denetim altında bulunması gereken potansiyel etki süresi iki yüz elli bin (250.000) yıldır. Bu atık için jeolojik bir süreçtir. Nükleer santralda enerji üretmeye karar verenler; kazaların dışında iki yüz elli bin (250.000) yıl garantili atık saklamayı sağlamalıdır. Ve tehlikeli atığı, emniyetli bir biçimde kontrol altında tutabilmek için iki yüz elli bin (250.000) yıl garantili kusursuz ve nihai bir depolama oluşturmak zorundadır.

                     Tüm dünyadaki yüksek seviyeli atığın bir araya getirilerek camlaştırılması çözüm olarak savunulmaktadır. Camlaştırma halinde, iki ev büyüklüğünde hacim oluşturacağı hesaplanmaktadır. Ancak bu yöntemde camlaşan nükleer atığın kolaylıkla çözülebileceği bilimsel gerçektir ve gelecek için çok talihsiz bir yaklaşımdır. İnsan, davranışları ve yaptıkları ile uzak bir gelecekteki yaşamı büyük ölçüde etkileyecek ise ahlaki olarak doğa ile uyum- denge sorununu düşünmelidir. Tercih ettiği üretim biçimlerinde de geleceği gözetmek zorunluluğundadır.

                      Kömür, petrol, gaz, nükleer enerji ile ilgili kaynak ve teknolojiler üzerinde ısrar edenler, bilgi toplumunun doğa ve insan için sağlayabileceği olumlu olanaklara karşı direnenler, karlarını, düzenlerini, söz konusu üretim sürecine bağlayanlar ve bu alanlarla ilgili sendikalarda mevzilenmiş sendikacılığı bir geçim kapısı olarak gören statükocu güçlerdir. Özetle yaşanan sürecin mali gerekçeleri bunlardır.

                    Güneş enerjisi, rüzgar enerjisi, biogaz, jeotermal enerji ve deniz dalgalarının enerjisi gibi alternatifler yaşama geçirilmeli. Öyle görünüyor ki; alternatif enerji türleri tek çıkış yolumuzdur.

                    Bu gelişmeler dünyanın enerji tabanının giderek artan bir hızla değişmekte ve çeşitlenmekte olduğunun somut göstergeleridir.

                     Alternatif enerji kaynakları kullanılmakla bitmeyen ve yenilenebilen enerji kaynaklarıdır; sınırlı yöntem ve kaynağa, bir merkezde toplanmış teknolojiye değil, çeşitlilik içeren dağınık üretime dayanan yeni ve ucuz enerji türleridir. Öne alınmalı ve yaygınlaştırılmalıdırlar.

                      Doğa ve insan için maliyetleri giderek artan geleneksel üretim sürecinin sona erdirilmesi, zorunluluk haline gelmiştir ve sonlandırılmalıdırlar. İnsanlar sağlıklı bir yaşam istiyor. Yaşanan sürecin doğal ve insani gerekçeleri budur. Sorunun çözüm yolu toplumların geleceği ile ilgili kararların alınması sürecinin demokratikleştirilmesinden geçmektedir. Kesemizin ve geleceğin yanmaması alternatif enerjilerin kullanılması ve demokratikleşmededir.                                    

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Osman Kara - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haber Milas Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haber Milas hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Haber Milas editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Haber Milas değil haberi geçen ajanstır.

01

Osman Kara - Eline diline sağlık toprağım iyi günler diliyorum

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 05 Mart 09:40


Anket Koronavirüs denetimlerini yeterli buluyor musunuz?