İNSANLAR, SAVAŞLAR VE VAHŞETLER…

          İletişim araçları topyekûn savaş, vahşet ve insanlık dramları ile açılıyor, kapanıyor. Bakışlar ve değerlendirmeler aynı açıdan, yaklaşımlar ile yorumlar aynı… Soruna biraz da başka zaviyelerden bakmaya çalışalım. Bazı insanlar mı? Yoksa insanlık mı? ... Suçu ve suçluyu nerelerde aramalıyız, Analizlerde bazıları insanların kuzu, bazıları da kurt olduğuna inanıyor. Bunların ikisi de kendi görüşlerini destekleyecek uygun kanıtlar bulabiliyorlar. İnsanların kuzu olduğunu ileri sürenlerin şunları belirtmeleri yeter: Kendileri için zararlı olsa bile, insanların onlara söylediklerinden kolaylıkla etkilenirler; yıkımdan başka bir şey getirmeyen savaşlarda önderlerini körü körüne izlerler; belirli bir inançla söylenen, kaba kuvvetle de desteklenen her şeye inanırlar. Bu durumdaki insanların çoğu, kendilerini kandırmak için korkutucu ya da tatlı bir sesle konuşanların karşısında kendi isteklerinden vazgeçmeye hazır, kolaylıkla etkilenebilen, yarı uyanık çocuklara benzerler. Gerçekten de çoğunluğa karşı direnecek ölçüde güçlü inancı olan kişi kural değil, istisnadır; çağdaşlarının alaya aldığı, ama yıllar sonra hayran olunacak bir istisna.

        Din adına büyük soruşturmacılar (engizitörler) ve diktatörler kendi düzenlerini oluştururken insanların kuzu olduğu fikrine dayanmışlardır. Dahası, insanların kuzu ya da koyun olduğu, bu nedenle kendileri adına karar verecek önderlere gereksinme duydukları inancı yüzünden, önderler de şuna içten inanmışlardır: Kendileri, insanlara istediklerini verdiklerinde ahlaksal bir görevi yerine getirmekte, insanların omuzlarından sorumluluk ve özgürlük yükünü almaktadırlar.

          İnsanların çoğu koyunsa, nasıl oluyor da bir koyunun yaşamından farklı oluyor yaşamları? İnsanlık tarihi kanla yazılmıştır; insanın istencini kırmak için şiddetin şaşmaz bir biçimde uygulandığı bir tarihtir bu. İtalya’da Mussolini, İspanya’da Franko işkence, vahşet ve cinayetlerini kendileri mi yaptı? Ya da Hitler milyonlarca Yahudi’yi tek başına mı yok etti? İnsanlık vahşetlerini yalnız kendisi mi gerçekleştirdi? Veya Cengiz Aytmatov’un eserlerinde anlatıldığı gibi siyasal düşmanlarını Stalin kendi başına mı ortadan kaldırdı? Bu kişiler yalnız değildiler; kendileri için yalnız isteyerek değil, koşa koşa insan öldüren, işkence yapan binlerce yardımcıları vardı. İnsanın insana karşı acımasızlığına her yerde tanık olmuyor muyuz? Bu gerçekler bu günlerde de çoğumuza, insanın doğuştan kötü ve yıkıcı olduğunu, en çok sevdiği eğlenceden, daha azılı katillerden korktuğu için vazgeçen bir katil olduğunu düşündürmüyor mu?

           Oysa her iki iddia da şaşkınlığa düşürüyor insanı. Geçmişte açık ya da gizli birçok katili ya da sadisti kişisel olarak tanımış olabiliriz; ama bunlar kural değil, istisnadır. Sizin, benim ya da birçok normal insanın kuzu postuna sarılmış kurtlar olduğumuza, “gerçek kişiliğimizin” şimdiye dek bizi hayvanlar gibi davranmaktan alıkoyan yasaklardan kurtulduğumuz zaman ortaya çıkacağına mı inanmalıyız? Doğru olmadığını kanıtlamak kolay olmasa da bu görüşler bütünüyle inandırıcı değildir. Günlük yaşam da insanların misilleme korkusu duymadan girişebileceği sayısız zulüm ve sadizm olanakları vardır; ama çoğu insan bu olanakları kullanmaz. Aslında insanların çoğu zulüm ve sadizmle karşılaştıklarında belli bir hoşnutsuzlukla tepki gösterirler.

            Öyleyse burada ele alınan şaşırtıcı çelişkiden başka ve ondan daha iyi bir açıklama bulunabilir mi? Bu sorunun en yalın yanıtı olarak, az sayıda kurtla bir sürü koyunun bir arada yaşadığını mı kabul etmeliyiz? Kurtlar öldürmek, koyunlar birisinin peşinden gitmek istiyorlar. Bu yüzden kurtlar koyunlara insan öldürtüyor, cinayet işletiyor, işkenceler yaptırıyor, insan boğazlatıyor; koyunlar da hoşlandıklarından değil, yalnız birisinin peşinden gitmek istedikleri için boyun eğiyorlar bu duruma. Gene de katiller, yaptıklarının soylu bir şey olduğunu kanıtlamak için masallar uydurmak zorunda kalıyorlar. Koyunların çoğunun kendileri gibi davranmalarını sağlamak için kurtlar, özgürlüklerinin tehdit edildiğini, süngülenen çocukların, ırzlarına geçilen kadınların, çiğnenen onurların öcünü aldıklarını söylüyorlar. Yanıt akla uygun görünüyor, ancak ne söylenirse söylensin ciddi kuşku ve çelişkiler var. Bu yanıtla iki ayrı insan ırkının bulunduğu tesbitini mi yapıyorum? Dahası, yaratılıştan öyle olmadıklarına göre, nasıl oluyor da koyunlar, şiddet kendilerine kutsal bir görev olarak da sunulsa, kurtlar gibi davranmaya razı edilebiliyorlar? Kurtlar ve koyunlarla ilgili varsayımım akla yatkın değildir; bu durumda kurtların, insan yaradılışının temel niteliğini, çoğunluğa göre daha açık bir biçimde gösterdiği doğru olmasın sakın? Bütün bunlardan sonra, bu iki yanlı olasılığın bütünüyle yanlış olduğunu da düşünebiliriz. Belki insan hem kurttur hem de koyun; ya da ne kurttur ne de koyun.

            Ulusların düşmanlarını yok etmek için en yıkıcı güçleri kullanmayı tasarladıkları ve uyguladıkları, kendilerinin de bu yıkımda yıkıma uğrayacaklarını bilmelerine karşın amaçlarından vazgeçmedikleri günümüzde bu soruların yanıtları büyük önem taşıyor. İnsanın yok etme eğilimi taşıdığına, şiddet ve güç kullanma gereksinmesinin insanın içinden doğduğuna inanırsak gittikçe artan vahşete karşı direncimiz zayıflayacaktır. Doğuştan olan içimizdeki yanlışları bilimsel eğitim ve sosyal ilişkilerle değiştirilebileceğini öğrenelim ve yok edelim. Savaş, işkence, cinayet ve vahşet görüntülerini daha az, hatta hiç yaşamamak için.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Osman Kara - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haber Milas Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haber Milas hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Haber Milas editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Haber Milas değil haberi geçen ajanstır.

02

Turgay Güneş - Belki de vahşi kapitalizm bizi biz olmaktan çıkarırcasına esarete teslim ediyor.. kalemine,yüreğine sağlık

Yanıtla . 1Beğen . 0Beğenme 19 Mart 15:06


Anket Koronavirüs denetimlerini yeterli buluyor musunuz?