REFAH, İNSAN VE ÇEVRE…

                                Dünya savaşlarından sonra hızlanan ve güçlenen büyüme tutkusu Batının gelişmiş toplumlarında refah ve mutluluğu maddi üretim ile özdeşleştirme eğilimini güçlendirdi. Bu bağlamda üretilen mal ve hizmetlerin parasal değerini gösteren GSMH (Gayri Safi Milli Hasıla) başlı başına bir refah ölçüsü olarak kabul edildi. Ancak son yıllarda GSMH’daki büyümenin olumsuz sonuçlarının da fark edilmesiyle birlikte maddi üretimin her şey olmadığı, insan refah ve mutluluğunun şimdiye dek iktisadi davranışlarda hesaba katılmayan bir dizi unsura da bağlı olduğu kavranılmaya başladı. Sağlıklı bir toplumsal yapı, güvenli insani ilişkiler, gelir dağılımında eşitlik yanında doğal, kültürel ve estetik çevrede bu unsurların başında gelmektedir.

                               Tarihi dokunun bozulması, doğal ve estetik çevrenin hızla yok olması pahasına sağlanacak enerji üretimi artışının ne derece refah ve mutluluk unsuru olacağı tartışma konusudur. Aynı biçimde kültürel düzeyi giderek düşen, okunan kitap sayısı azalan bir toplumda akıllı telefon  ya da renkli televizyon üretimindeki artışın  GSMH’yı arttırsa da toplumun gelişmesi açısından bir gelişme sayılamayacağı açıktır.

                               Çevreci hareketlerin de büyük katkısı ile bu yaklaşım gelişmiş ülkelerde egemen olmaya başlamış ve yaşamın niteliğinde bozulmaya yol açan bir GSMH artışı gelişme sayılmaktan çıkmıştır. Çağdaş “gelişme” kavramı niceliksel gelişme ile niteliksel gelişmeyi birlikte ele alan bir yaklaşım içermektedir. Bu anlamda çevreyi dikkate almayan bir büyümeyi gelişme ya da kalkınma olarak değerlendirme olası değildir.

                             Çevre kirliliğinin “herkesin kapısının önünü süpürmesi” ile çözülebilecek bir sorun olmadığını kavramak, bu mesele çağdaş ve bilimsel yaklaşımın ilk adımı olacaktır. Çevre sorunu her şeyden önce daha iyi bir çevre ile daha çok üretim ya da bugünkü kuşakların gereksinmeleri ile gelecektekilerin gereksinmeleri arasında bir karar verme sorunudur. Bir başka deyişle, kaynakların çevre ile diğer mallar arasında dağıtımı, bugünkü kullanımları ile gelecekteki kullanımları arasında seçim yapılması sorunudur. Çözümün kaynak dağılımı çerçevesinde aranması çevre sorununu iktisadi sorunun bir parçası haline getirmektedir.

                            Çevre kirliliğine yol açan olay özünde mal ya da hizmetlerin üretimi ya da tüketimidir. Bu anlamda her iktisadi çalışma çevre kirliliğine yol açmaktadır. Diğer yandan çevre kirliliğinin önlenmesi ve yaratılan kirliliğin temizlenmesi de bir maliyet, yani kıt kaynakların kullanımını gerektirir. Bu ise aynı kaynakların kullanılacağı başka malların üretiminden vazgeçmek demektir. Kısacası üretim artışı ile çevre kirliliği arasında aynı yönlü bir ilişki söz konusudur. Bunun da ötesinde çevre korumaya ayrılan kaynaklar diğer yatırımlara ayrılan kaynaklardan karşılanacağından toplam yatırımlarda, dolayısıyla da GSMH artış hızında, düşme ve büyümenin yavaşlaması yönünde bir etkinin ortaya çıkması da beklenmelidir.

                          Bu nedenle “Hem büyürüz, hem çevreyi koruruz” türünden tutarsız sloganlar çevre sorununu göz ardı eder, kamuoyunu aldatır. Hiçbir atık ya da atık yaratmadan üretim ve tüketim ile makro yerleşim planlamaları ve plansız gelişen şehirler fizik yasalarına, hiç girdi ile kaynak kullanmadan çevreyi koruyucu ve temizleyici önlemler almak da iktisat yasalarına aykırı olduğuna göre üretim-tüketim ve GSMH artışından hiçbir özveride bulunmadan çevreyi korumak da olası değildir. O zaman doğru soru “üretim mi, çevre mi?” değil “ne kadar üretim ve büyüme, ne kadar çevre koruma?” olmalıdır.

                       Bugün çevreyi gözetmeden sağlanacak üretim artışları ve büyüme yakın bir gelecekte beşeri ve doğal kaynaklarda niceliksel ve niteliksel azalmalara neden olacaktır. Bu durum insan refah ve mutluluğunda düşüşlere yol açacak, belki de yaşamı tehlikeye atacak, bunun yanında üretim olanaklarını azaltarak büyümede ani ve hızlı azalmaları getirecektir.

                       Diğer yandan insanlığın gereksinmelerinin karşılanması, özellikle yoksulluk ve açlıkla mücadele, eğitim ve sağlık hizmetlerinin geliştirilmesi ve benzerleri için üretime ve büyümeye gerek olduğu da açıktır. İnsanlık henüz, niteliksel ve niceliksel gelişme için gerek duyulan kaynakları yaratacak büyümeden çok şey beklemektedir. Ayrıca çevre kirliliğinin önlenmesi, ekolojik dengelerin korunması, bu amaçla ekolojik dengelere uygun teknolojilerin geliştirilmesi çabalarının kendisi de kaynak kullanımını gerektirmektedir. Daha iyi bir çevre için daha çok kaynak yaratılması gerekir, ki bu da ancak büyüme ile sağlanabilir.

                       Paradoks gibi görünen bu durum karşısında “Önce büyür kalkınırız, sonra çevreyi koruruz!” gibi yanlış bir görüş de ortaya çıkmaktadır. Çevre kirliliği geriye döndürülmesi çok güç olan bir süreçtir. Ekolojik dengeler bir kez bozulunca onarılması çok güçtür, bazı durumlarda olası değildir. Böyle bir sürece girilmesi kısa bir süre sonra değil çevreyi onarmak, istenilen büyüme hızına ulaşılmasını bile engelleyecektir. İnsanoğlunun kasketini önüne koyarak değil iki kez, defalarca düşünmesi ve öyle hareket geliştirmesi gerektir. 

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Osman Kara - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haber Milas Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haber Milas hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Haber Milas editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Haber Milas değil haberi geçen ajanstır.

03

Osman Kara - Eline düşüncene ve yorumlamana teşekkür toprağım

Yanıtla . 1Beğen . 0Beğenme 04 Nisan 20:08
02

Mehmet Balcı - Sorun beklenen artıdeğer. Artıdeğerden fedakarlıkla, oluşan atıkların çevreye olumsuz etkileri azaltılıp yok edilemez mi?

Yanıtla . 1Beğen . 0Beğenme 04 Nisan 19:47
01

İdri̇s Altundağ - İNSAN:kendi kendine düşman ,paylaşmayı bilmeyen tabiata dünyaya zararlı tek canlı türü.

Yanıtla . 1Beğen . 0Beğenme 04 Nisan 13:51


Anket Koronavirüs denetimlerini yeterli buluyor musunuz?