DOĞA, İNSAN VE ÇEVRECİLİK…

              Günümüzde kuşkusuz en çok konuşulan ve tartışılan konuları çevresel sorunlar oluşturmaktadır. Hızlı sosyo-ekonomik oluşum ve değişimlerin yaşandığı günümüzde; aynı şekilde doğa ile insan ilişkilerinin çeşitli nitelik ve biçimde, olumsuz etkilenmelere uğraması da gittikçe artan bozulma ve kirlenmelerin ortaya çıkmasına neden olmaktadır. Günümüzde sanayi devriminin yol açtığı disiplinsiz teknolojik düzenlemeler ile aşırı rant talebine dayalı betonlaşma ve beraberinde getirdiği sorunlar, doğayı ve yaşam biçimini de etkileyerek ekolojik düzenin bozulmasına yol açmıştır, açmaya da devam etmektedir. Bu süreçte, doğa genellikle, çıkarcıl güçler doğrultusunda düzenlenmek istenmiştir, bu isteklerinde de ısrarcıdırlar. Ancak bu düzenlemeler yapılırken, doğa yasalarının acımasız ve değişmez olduğu unutulmakta ya da dikkate alınmamaktadır. Böyle doğal çevreye saygılı olmayan bir yaşam biçimi ya da doğayı kemiren bir üretim ve tüketim alışkanlığı, yenilenemez doğal kaynaklar üzerindeki baskılar sonucu; yerel ve global çevre bozulmalarını ortaya çıkararak, bireylerin sağlıklı bir ortamda yaşama hakkını zedeleyici risk odakları yaratmış bulunmaktadır. Aynı zamanda, bu gibi olumsuz gelişmeler, birey ile toplum iletişimli, hem ekonomik bunalımlar, hem de çevresel kopma ve tıkanmalarla birlikte seyreden “kaos”unda başlıca nedenlerinden birini oluşturmaktadır.

               Bu nedenle, yaşanmakta olan değişim ve yeniden yapılanma sürecinde; uygarlıklar, kültür ve gelenekler gibi temel insanlık değerleriyle birlikte, çevreciliğin de bu nedenlerden dolayı, yeni bakış açılarından ele alınmasını zorunlu kılmaktadır. İşte bunun için, çevre ve çevrecilikteki eski dar kalıplara sıkıştırılmış olan klasik anlayış ve algılamaların, geniş bir perspektif ya da sıralı görüşler açısından ele alınıp biçimlendirilmesi, diğer bir deyişle toplumsal birçok olgudaki gibi, çevrecilikte de yeniden yapılanmaya gidilmesi konusu gündeme gelmiş bulunmaktadır. Diğer taraftan unutulmamalıdır ki, ülkemizde de uygulanmakta olan serbest piyasa ekonomisi ya da devletin bireyler, sınıflar, uluslararasında ekonomik ilişkilere karışmamasını isteyenler sistemi, gelmiş geçmiş en güçlü uygarlık araçlarından biri olarak gösterilmeye çalışılmakla birlikte, çevre gibi alınıp satılması sorunlu bazı şeylerin değerini, kendi çıkarları için göz ardı edebilmektedirler. Tatlı su, temiz hava, sağlıklı besinler, dağların vahşi güzelliği, ormanlardaki ağaçlar, bitki ve kuşlar ile diğer canlıların, yeşilliklerde biten ve açan çiçeklerin çeşit çeşit zenginliği bunlardan çok azıdır. İşte bu gibi göz ardı edilenlerin büyük kısmı, çevrenin hızlanan yıkımıyla ilgilidir. Ve bu bakımdan çevre kirliliği ve doğal kaynakların tükenmesi konuları başta gelmektedir. Diğer yönden geleceğe hazırlanılması bakımından, akıllı politikalar üretilmesi arayış ve tartışmalarının sürdüğü günümüzde, toplumlar da yeni bir çağın eşiğine gelip dayanmışlardır. Kuşkusuz tarihte bir dönüm noktası oluşturacak bu yeni düzen ve yapılanmanın en önemli yönü “değişimci” nitelikli olmasıdır.

               Bunun için, değişimin getireceği yeni düzenin nasıl bir görünüme bürüneceği tam olarak bilinmiyorsa da, geleceğin her tür çevresel bozulmalarını önleyici, ağırlıklı bir yapılanmasının temel alındığı bir yaşam tarzı olacağına kesin gözle bakılmalıdır. Çevrecilik, siyasi partilerin, daha doğrusu demokratikleşmenin hedef alınan ortak ilkesi olmalıdır. Yaşadığımız gezegen ve yörelerdeki çevre sistemlerinin korunma çabası; yenidünya düzenini ya da küreselleşmeyi belirleyici bir ölçüt olarak geleceğin uygarlığına, kendi yeşil damgasını vurmalıdır, vuracağı da daha şimdiden açıkça görülmektedir.

               Değişime koşut olarak gelişen ve klasik anlamının dışına taşmakta olan ve yaşam ortamlarındaki yaratıklar arası her türlü canlı ve cansız etkileşim ile iletişim kapsamlı olacak böyle bir çevrecilik, bireylerin kendi oluşumlarını tanıyıp, kendi kişiliklerini geliştirmelerinin de temel öğelerinden biridir.

                Canlı yaratık olarak insan türü, doğaya yaşamsal gerekliliklerle bağımlı kılınmıştır. Ve çevrecilik söz konusu olduğunda, kendisi için olduğu gibi, diğer yaratılmışlar için de bu yaşamsal gereklilikleri gözetmek zorundadır ya da diğer bir deyişle yükümlüdür. Bireyin var olup yaşar kalma gereği olarak, çevrecilik yapısından gelen bir çeşitlilik ya da diğerlerini de düşünür olma sistemidir. Çevrecilikteki bu kural, devletin bireyler, sınıflar, uluslararasında ekonomik ilişkilere karışmamasını isteyenler sistemindeki bireyselliğe çelişkili görünümün aksine; burada diğerleriyle belirtilen bitkiler, hayvanlar ve benzerlerini iyi kavrayabilmek ve değerlendirmek için onlarla kendi ilişki ve iletişimlerini irdeleyerek, olması gereken bir çevre bilincini edinebilmeyi amaçlamaktadır. Bu yönüyle çevrecilik, kişinin politik ve toplumsal katılımını da arttırarak, geri-iletişim mekanizmalarını güçlendirerek, günümüzde yaşanan hızlı değişimin denetlenmesini de olası kılan bir akımdır. Çevrecilik, bir irade ve iyi niyet disiplinidir. Yaşama ve yaşar kalma gücüyle sürekliliğini, tüm canlı yaratıklara tanıyarak, çevrecilik yaşama saygı gösteren ve yaşamsal hakları savunan bir demokrasi ekolü oluşturmaktadır.

               Genelde, çevrecilik sağ ve sol ayrımının üstünde bulunmakla beraber, yaşamın sürekli bir savaşımı ve uğraşımı öngörmesi bakımından, çevrecilik aynı zamanda değişik bir eylem türüdür. Böyle bir eylemle ancak yaşam sürdürülebilmekte, yeryüzü nimetleri ya da doğal kaynaklar korunabilmekte, barınma güven ve özgürlüğümüz sağlanabilmektedir. Aynı şekilde, çevrecilik güneşini, toprağını, havasını, suyunu paylaştığı diğer canlılarla birlikte, beden ve ruh bütünlüğü içerisinde ahenkli ve sağlıklı yaşama yöntemidir. İnşa edilmeli ve korunmalıdır.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Osman Kara - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haber Milas Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haber Milas hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Haber Milas editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Haber Milas değil haberi geçen ajanstır.



Anket Koronavirüs denetimlerini yeterli buluyor musunuz?