GELENEKLER YOZLAŞINCA

Osman Kara
Osman Kara

                    İki bayram arası geçtiğinden mi? Yoksa mevsimimi var bilemiyorum. Düğünler birden patladı. Salgına dayalı yasakların bitmesine de bağlayanlar var, ancak yasakların sona ermesine pek bağlayamayacağım. Çünkü düğünlerin evveliyatları var. Günümüzde annelerin hamamda kız görme ve beğenmeleri kalmadıysa da, evlenme başlangıcı düğünler hemen olmuyor. Görüşülecek, konuşulacak, tanışılacak, aracılar ile haberciler gelecek ve gidecek, isteme töreni denilen dünürlükler yapılacak ve saire…

                   Adına ne söylersek söyleyelim tüketim toplumu veya vahşi kapitalizmin esasları bu alanda da sınırsız ve abartılı olarak işlemekte. Zaten yaşamı abartmakta pek mahiriz. Maharetimizin alt yapısında; üniversite sınavlarında Türkçede kırk sorudan ortalama on dört doğru, Temel Matematikte kırk sorudan ortalama beş doğru, Fen Bilimlerinde yirmi sorudan ortalama iki buçuk doğru cevap verebilme; seksen milyonluk nüfusa sahip ülkemizde yüz binlerle sınırlı gazete ve dergi satışı ve okunması; kütüphane ziyaretlerinin unutulması; kitap satışlarının nüfusa oranının binde birler sınırında olması; Tiyatroların birer birer kapanması; sinema salonlarının yok denilecek kadar az kalması; internet dünyasında kullanımların bilgiye ulaşma yerine, fotoğraf paylaşımları ile kolay yoldan küfürleşmeler olması mı yatıyor.

                   Televizyon programlarında, futbol sahalarında, paraşütle atlarken, kiralanan yelkenlilerde ya da ekonomik güce göre restoranlarda olmaz ise kabul edilmiyor evlilik teklifleri. Ama mutlaka diz kırılacak ve evlenir misin denilecek. Alkışlar mutlaka olacak. Gelinliğini giymiş gelin ve damatlık elbisesi ile damat, diyar diyar gezerek farklı coğrafyalarda fotoğraflar çekilecek. Abartma bazen öyle olacak ki; karayollarındaki uzun rampalarda fren arızaları için taşıtlara kurtulma amaçlı yapılan “ kaçış rampaları” önünde, kaçan damat ile kovalayan gelin veya kaçan gelin ile kovalayan damat olacak. Benzeri saçmalıklarla süslenmiş video ve fotoğraflar çekilecek.

                 Düğün törenleri ise birbirlerinin bire bir kopyası. Aynı müzikler, aynı dans taklitleri, konfeti patlatmalar, sisler ve eveeet çığlıkları ile atılan imzalar. Bazı düğünlerde ise havai fişek tehlikeleri var ki, insan ne söyleyeceğini şaşırıyor. Patlatma kazalarında yaralananlar, bazı fişeklerin çevre de yangına neden olması, her şeyden öte yaşamı paylaştığımız canlılara verilen zararlar. Gece göremeyen kuşların ilk akşamdan seçtikleri uyuma alanlarından korkarak kaçmaya çalışmaları, diğer canlıların da benzer korkularla iç içe kaçışmaları. Bazı düğünlerde ise tabanca ve tüfek atışları ve bazılarında ölümle sonuçlanan durumlar ve saire. Abartıda ve yanlışta ne yapılabilecekse yapıyoruz.

                  Gösteriş ve yapmacıklıklar sadece düğünler de mi? Hayır. Evlilik düğünlerini değişik gerekçelerle anlamaya ve anlamlandırmaya çalışsak bile başka abartılarımız da var. Hem de adına kültür, gelenek ve görenek tanımlamaları ekleyerek. Benlik boşluklarımızı doldurduğumuz.

                   Okulların açılma zamanı yaklaştığından mı? Yoksa sünnet mevsimi diye bir mevsim mi var. Ortalık sünnet düğünleri ile de kırılmaya başladı.

                Çocuklukla ergenlik çağı arasındaki oğlan çocukları, sünnet çocuğu modelli gibi geziniyorlar ortalıkta. Başlıklar, sünnet entarileri ya da simli elbiseler, kurdeleler, yıldızlı mızraklar, püsküllü pelerinlerle masal kahramanı kılığına sokulmuş oğlanlar. Görünüşte paşalar gibi. Rengarenk kurdelelerle süslenmiş otomobiller, üstü açık antik sayılacak modeldeki araçlar, bazı yerlerde de düne özenti süslenmiş atlar ile Osmanlı Ordu Orkestrası olan mehteran takımları. Ya da faytonlar. Sıra sıra sokaklara dökülüyorlar. Konvoy arabalarının pencerelerinden sarkmış, tehlike ile baş başa çocuklar. Davul zurna seslerine karışmış klakson ve korna sesleri ile çıkarılan gürültüler. En önde ise bagaj kapısı açık konvoyu görüntüleyen kameramanlar eşliğinde. Zaman zamanda silah sesleri ile bezenen çocuklu geziler.

               Bunca süs, bunca şamatanın nedeni belli, bir deri parçası kesilecek organlarından. Artık onlar paşalar gibi giyinmesin de kimler giyinsin? Sünnetçiler o değerli parçayı kestiklerinde çocuğun başına toplananlar ; “ucundan accık”, “ oldu da bitti maşallah” diye bağıracaklar. Anaların doğuştan paşa oğlanları, bu düğün ve organ kesme etkinliği ile erkekleşiyorlar. Tam erkek veya tam paşa oluyorlar, ufacık bir deri parçası kesilince organlarından.

               Pelerinler, yaldızlı şapkalar, elde naylon kılıçlar ya da mızraklar az bile. Böylece oğlan çocuğu, sünnet olmakla olup bitiyor, bebekliğinden beri kendisini üstün yapan organı, son bir rötuşla adam ediyor sahibini.

                Sünnet olmuş çocuğa anası, babası ve bütün büyükleri boşuna mı, “sen artık adam oldun, ona göre” diyorlar. Böylece oğlanlar, adamlıkları ile organları arasındaki bağlantıyı ufak yaştan öğrenmiş oluyorlar.

                 Sonrası daha bebekken küfür ettirmeler, tamamlanmış organla ve yaşamda sin kaflarla sürdürülüyor. Bunca kurdele, yaldızlı giysiler, başlıklar ile naylon mızrak ya da kılıçlarla taçlanmış olarak. Taçlandırmalar: “ Bu saati bana sünnetimde aldılar.” Sünnetimde dedem bana bisiklet aldı.” “Sünnetimde büyük annelerim bankada hesap açmışlar, bu daireyi sağ olsunlar o para ile aldım.”

                 Bütün bunlar anlaşılır, anlaşılır da anlaşılmaz olan iş efendilik ve insan olma coğrafyasını genişletmek isteyince karşılaşılan zorluklardır. Aynaya bakmasını öğrenmeliyiz önce kendi kişiliğimizin yansımasını görebilmek için. Gördüğümüz yanlışları düzeltmek adına.

- Haber Milas, Osman Kara tarafından kaleme alındı
https://habermilas.com/makale/7663259/osman-kara/gelenekler-yozlasinca